Tebdil-i benlikte hemen her zaman ferahlık vardır Osman. Oldugunu sandığı kişiye tutunup asla sınırlarının dışına çıkamayan insanlar için üzülüyorum artık. "Ben söyle biriyim, ben böyle biriyim" diye boyuna konuşmalarına da tahammül edemiyorum. Hiç sınanmadıkları durumlarla ilgili kesin bir biçimde "Ben olsam şöyle yapardım" dediklerindeyse artık anlattıklarını hiç ciddiye alamıyorum. Hayat yeri gelince insanın ağzını burnunu öyle bir yamultur ki, feleğini şaşarsın. İnsan söyledikleri değil, yaptıklarıdır Osman.
..Yok ama , ders mers yok , hayat böyle bir yer değil. İnsan istiyor ki, her sey birbiriyle bağlantılı olsun, işaretleri takip ederek bir sonuca ulaşılsın ve o anda bir aydınlanma yaşansın. Ama olmuyor..
Bir çocuk üzgün olduğu vakit , onun sağ beyninin duygusal ihtiyaçlarına yanıt vermezsek, mantık da genellikle işe yaramayacaktır. Bu duygusal bağa biz, başka bir kişiyle derin bir bağ kurmamıza ve onların”hissedildiklerini hissedebilmelerine” izin verme anlamına gelen “uyumlu hale gelme” diyoruz.