Hazin ve tuhaf bir çağ bizimkisi! Bu adaletsizlik taşkınının suları hangi okyanusa dökülüyor? Bu zifiri gecede nereye doğru gidiyoruz? Bu marazlı dünyaya dokunmaya kalkanlar bakın nasıl da çekiyorlar ellerini, nasıl da korkuyorlar bağırsaklarında dolanan ahlaksızlıktan.
Zira elbet bir gün her şeyin sonu gelecek ve nicedir ayaklar altında paralanan yeryüzü aşınacak. Kåinatın, gürültü yapmaktan ve hiçliğin ihtişamını zedelemekten başka bir işe yaramayan bu toz zerresine tahammülü elbet bir gün tükenecek. Altın elden ele geçmekten ve dünyayı yozlaştırmaktan elbet bir gün usanacak. Bu kanlı sis dağılacak, saraylar mesken oldukları servetlerin ağırlığına dayanamayıp yıkılacak, orji son bulacak ve bizler elbet bir gün, nihayet uyanacağız.
Mutluydum. Düşebileceğim kadar düşmüştüm. Bir mezar taşı gibi soğuk ve sakindim. Mutluluğu şüphede bulacağımı sanıyordum. Ne budalalık! Uçsuz bucaksız bir boşlukla kuşatılmaktır şüphe. Devasadır bu boşluk, kıyısına vardın mı dizlerinin bağı çözülür korkudan.