Kadınları kendimizden ve hemcinslerimizden korumaya nasıl da alışmıştık. Oysa bu dünya, onun özgür olabildiği ve sokakta dilediği gibi yürüyebildiği bir dünyaydı. Bu herif, burada Bade’nin kılına bile zarar veremezdi. Biliyordum. Bunu, karakola götürüldüğüm o geceden beri biliyordum. Ne yazık ki zihnim, başka bir evrende bile toplumun öğrettiği alışkanlıklarından vazgeçemiyordu.
Babam, Miray’ın ışığını hemen söndüremedi ama istikrarıyla bunu başardı. Miray’ın ekonomiden anlıyor olması bir şeyi değiştirmedi. Şirketteki tüm çizerlerden daha iyi tasarım yapıyor olması da hiçbir şeyi değiştirmedi. Elini attığı her işin önü kapatıldı, önüne çıkan her fırsat elinden alındı. Hemen değil ama en sonunda, yılların sonunda Miray da sıkıldı, anladı, bir yolu yoktu. Annem gibi o da evin duvarlarına veya sosyetenin yalancı kahkahalarına mahkûmdu.
Annem sosyetenin kahkahalarını seçti, Miray evin duvarlarını.