Ama herkes odasına çekilip de, karanlıkta düşünceleriyle baş başa kaldığında, valiye yine afakanlar basmaya başlamıştı. Suyun orta yerinde kabak gibi bırakmışlardı köprüyü.
Ya gece şiddetli bir rüzgâr çıkarsa ne olacaktı? Ya halatlar koparsa? Köprü iskelenin üzerinden kayar, suya düşerse?
Ayın pırıltıları, Fırat'in üzerinde yakamozlarla desenler çiziyor du. Dağların rengi karanlıkta belli değildi ama koyu mor gölge leriyle kat kat uzanırlarken, bir masal ülkesinin şatolarını andırıyorlardı.