Sevmenin bir sanat olduğunu aynı zamanda da inanç olduğunu anlatan çok güzel bir kitap. İnsanların araç değil amaç olarak görülmesinin gerekliliğinden
bahsediyor ilk olarak. İnsanların cinsel doyum ya da yalnızlıktan kurtulmak için sığındıkları sahte sevgi kavramından bahsediliyor. Bir de gerçek sevgi olan bir olma duygusundan. Biriyle bir
olmak, tanrıyla bir olmak, kendinle bir olmak aslında gerçek sevgi. Ve sevgi bir inanç, karşılıksız olarak tanıdığımız tanımadığımız canlı cansız her şeyi karşılıksız sevmeliyiz ki kendimizi ve yakınımızdakileri de sevelim. Uzağındakini sevemeyen insan yakınındakini de sevemez diyor. Karşılıksız yaptığın ve karşındaki kişide de sevgi uyandıracağına olan inançtır aynı zamanda.
“Sevilmeme korkusunun bilinçaltı sebebi sevme korkusudur” bu da beni çok etkileyen bir cümle oldu.
Olgunlaşmamış sevgi: sevildiğin için sevmek
iken;
Olgunlaşmış sevgi: sevdiğin için sevileceğine ona inançtır.
Anne babanın gösterdiği sevginin de şuanki bize olan etkilerinden bahsediliyor. Mesela etkisiz ve soğuk bir anne, ona nazaran ilgili bir baba olduğu zaman çocuk yetişkin haline geldiğinde , baba özellikler kuvvetli yani disiplin, koruma vs anne özellikleri( merhamet) düşük olduğu gözlenir. Aynı zamanda bu kişilerde kadınlara olan ilgisizlik de vardır. Sadece amaçları için araç olarak görürler kadınları.
Anne sevgisinde en ufak bir eksiklik olduğunda ise bunun bağımlılıklara( sigara,alkol,uyuşturucu) sebep olduğundan bahsediliyor
Anne ve baba arasında sevgi yok ancak kavga da yok bir sessizlik hakimse bu kişi ilerideki ilişkilerinde kendisine bağıran,çağıran kişileri seçmeye meyillidir. Hatta bunun için partnerini kışkırtabilir. Çünkü bu sessizlik onu korkutur.
Sevme eylemini gerçekleştirmek için ise önce yoğunlaşmanın gerekliliğinden bahsediliyor, o an