Tüm hikaye birini severken ona hiçbir zaman hata payı vermememiz de. Oysa birini çok seviyorsak onun hata payı diğerlerinden daha fazla olmalı… Karşındaki kişi için değil üstelik önce kendin için sevdiğin kişiyi affetmenin tadını çıkarmalısın.
Her insanın bu dünyaya iki kez geldiğine inanırım. Hepimiz aynı şekilde dünyaya geliriz ama bazılarımız yaşarken acılarının içinden kendini bir kez daha doğurmak zorunda kalır. Hoş geldin!
Bir kişi kötülüğe karşı iyilik yapıyor mu? İmkanı yokken iyi kalmaya çabalıyor mu?… o yüzden benim için dünya kötüler iyiler ve gerçekten iyiler olarak üçe ayrılabilir çünkü bence kalırsa gerçekten iyi olmak marifet istiyor.
Şimdiki sözüm en azından deneyenlere çünkü nasıl olsa bir sıfırdan büyüktür. Biz en azından deneyenler olarak kendimize yaşamayı düşlediğimiz bir hayatı bahşediyoruz. Bir düşü, hayali gerçek kalmak için yanlış yollara sapa sapa doğrusunu arıyoruz.
Kedilerin geçtiği sokaklardan geçiyorum. Yalnız İstanbul sokakları hep daha görkemli ve ihtişamlı. Aynı ihtişam bugün içimde hiçbir yerde değil. Sokak arası üç masalı bir kafenin sandalyesine bırakıyorum tüm ağırlığımı. Ne de olsa taşıdığım başka hiçbir şey yok. Bir kahve söylüyorum, tenha sokağın üç beş insanını seyrediyorum alenen. İnsan hep çok tuhaf. Kendimi bir an terk edip çokluğumuz ürpertiyor tenimi. Kim bilir kimler neler düşünüyor şimdi? Sonra tekrar kendi bedenimde nefes alıyorum. Ben nasıl nefes alıyorum sahi? Ben kahveyi yudumlarken nasıl görünüyorum? Görenler için kayda değer bir yerde miyim, kayda değer bir kayıp mıyım bilmiyorum. Öyle ya herkesin en ağır kaybının kendi olduğu dönemler olur, bu yüzden aldırmıyorum.