ercandemirhan

Yarın Buldum, Bugün Yerim
Geniş ve galilesiz insanlar, yarından hiç bir endişe duymadan bugünü yaşayan insanlardır.. Günümüze nazaran çok daha itidalli çok daha temkinli olduklarını söyleyebiliriz. "Bugün buldum, bugün yerim, Hak Kerim'dir yarına" ifadesi, böylesi rahat insanlara atfedilen bir ifadedir. ... Tüketime dayalı ekonomik sistemler, insanların bugünkü emekleriyle yetinmemekte, onların yarınki emeklerini, yarınki gelirlerini de bugünden tüketmektedirler. Nitekim çek, senet ve vadeli anlaşmalarla yapılan böylesi satışlar, yarınki emeğin bugünden pazarlanması ve bugünden satılmasıdır. ... Yarınki emeklerinin karşılığını bugünden yiyen insanlar, hiç şüphesiz ki "Bugün bulup , bugün yiyen" insanlar değildir. Çünkü bunlar; bugünlerini değil, yarınlarını yiyen insanlardır.
Sayfa 72 - İnsan Dergisi Yayınları, 4. Baskı·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendisinden daha varlıklı olan insanların mal ve mülklerine karşı duyulan bir düşmanlık olmalıydı. Zaten böylesi insanlar, kendilerinin sahip oldukları kadar olan mala mübah, bundan fazlasına mekruh diyen insanlardı...
“Yatağımın karşısında bir pencere var. Odanın duvarları bomboş. Nasıl yaşadım on yıl bu evde? Bir gün duvara bir resim asmak gelmedi mi içimden? Ben ne yaptım? Kimse de uyarmadı beni. İşte sonunda anlamsız biri oldum. İşte sonum geldi. Kötü bir resim asarım korkusuyla hiç resim asmadım; kötü yaşarım korkusuyla hiç yaşamadım.”
Felsefe
8/10
·64 syf.··
Beğendi
·
2017 109. kitabı
En büyük sayı diye bir şey yoktur. Hangi sayıya bir eklersek, daha büyük bir sayı elde ederiz. Her şeyin başlangıcının sıfır mı yoksa bir mi olduğuna dair oldukça ontoloji kokan, eh, hakkını vermek gerekir ki felsefeden de nasibini alan bir tartışmayı Osman Tarık Onaran ile yürütürken yukarıdaki sözü ısrarla, inatla söyleyip durmuştum. Esasen sözün arkasından "yahu bu devrin kodu hızdır, sürattır" demeyi eksik etmiştim. Halihazırda evvelce okuduğum şu iki kitabı almış, bir de işi artık ustalığa döküp arka planı da hatırısayılır hale sokmuşken söylemiş olayım. Normal şartlarda esas olan yolda olmaktır. Ne var ki çağımızın gürültüsü artık "sona varmayı" mühim görüyor. Nasıl yaptığın değil, yapıp yapmadığın önemli. Kitapların derdi de bu düzlemde ilerliyor. "İnsanların vakit öldürmek için çırpındığı zamanlar bitti" diyor Byung-Chul Han, "artık vaktin ölü olarak doğduğu bir gelecek uykunun yerini hemen şimdinin aldığı çağda yaşıyoruz." Tamam, o daha fiyakalı söylemiş, ama ikimiz de sürüncemede kalmış insanı dert etmişiz. O daha fiyakalı bir ifadeyi tutmuş, ben de kendi çapımda kıyamet koparmaya yeltenmişim. Elbette onun artıları yüzlerce: mesela şeffaflık bizim nezdimizde olumlu anlamlar taşırken Yorgunluk Toplumu ve Şeffaflık Toplumu için alenen neoliberal bir aygıttır. Bu kuvvetli ve kudretli iddia, şeffaflığın şiddet olduğuna varan noktaya kadar ilerliyor. Haksız da sayılmaz, gizli olanla gizlenenin arasındaki ittifak, örtü kalktığında yerle bir olur. İlahi olana olan meftun halimiz, İlâh'ın gizli olmasından değil midir? Mesele örtü değil, örtü altındaki nesne değildir. Mesele, örtülü olan nesnededir. Kitaplar burada. Bu kez daha fiyakalı duruyor gibi. Okuyacaklara jest olsun. Üzerinde daha fazla laflamaya niyeti olan olursa,
Felsefe
Yorgunluk ToplumuByung-Chul Han · Açılım Kitap · 20152,172 okunma