Yakup Cemil, bir koca devlete iki tabancayla karşı koymaya çalışmış, nihayet devlete değil, emir erinin ihanetine yenilmişti. İhanetin çok zaman devletten üstün olduğu anlaşılıyordu.
Şair türbeye girmiş, ölüp giden dostlarını hatırlayarak ağlamış, sonra derin bir umutsuzluk içinde 'Şimdi bilmem ki nerdeler?' diye sormuş. Türbe soruyu bir yankı gibi geri çevirmiş: 'Bilmem ki nerdeler?
Türbeler, ölüleri yaşatmak hırsıyla yapılmışlar, değil mi?