Azat Öncü

Azat Öncü
@azatoncu
Çukurova Üniversitesi
İstanbul
33 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Kendi inançlarımızı sorgulamak için büyük cesarete ihtiyaç duyarız. Tüm bu inançları kendimizin seçmediğini bilsek bile hepsiyle uzlaştığımız, anlaşmayı kabul ettiğimiz de bir gerçektir. Bu anlaşma çok güçlü olduğu için inançlarımızın doğru olmadığını kavramsal olarak anlamış olsak bile yine de kurallara karşı gelmek bizde suçluluk duygusu ve utanç yaratır.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Ölüm, sahip olduğumuz en büyük korku değildir. En büyük korkumuz, yaşamak için risk almaktan korkmamızdır. Gerçekte kim olduğumuzu ifade ederek yaşayabilme riskini almaktan korkuyoruz. Sadece kendimiz olarak yaşamaktan korkuyoruz. Hayatımızı başka insanların beklentilerini karşılamaya çalışarak yaşamayı öğrendik. Başka insanların bakış açılarına uygun yaşamayı öğrendik çünkü kabul edilememekten, başkası için yeterince iyi olamamaktan korkuyoruz.
Gerçeği duymaya cesaret edemediğimizde ya da açıklama istemekten korktuğumuzda varsayımlarda bulunuruz. Sonra da bu varsayımlarımızın doğru olduğuna inanırız.
Herkesin, hayatı bizim gibi algılaması gerektiğini ya da algıladığını varsayarız. Başkalarının bizim gibi düşündüğünü, hissettiğini, yargıladığını ve sömürdüğünü varsayarız. İnsanların en büyük varsayımı budur. İşte bu yüzden başkalarının yanında kendimiz olmaktan korkarız. Çünkü herkesin bizi yargılayacağını, suçlayacağını, kullanacağını ve sömüreceğini varsayarız. Tıpkı kendimizin yaptığı gibi.
Eğer geçmişteki bir rüyada yaşarsanız şu anda olandan haz alamazsınız. Çünkü daima olduğundan daha farklı olmasını arzu edersiniz. Hiçbir şeyi ve hiçbir kimseyi kaçırmaya zamanınız yok. Şu anda olandan zevk almamak, geçmişte yaşamaktır. Bu, yarı canlılık anlamına gelir. Bu, kendinize acımayı, acı çekmeyi ve gözyaşlarını getirir.