"Gazali, yaşamı boyunca gerek kuramsal gerekse de kişisel bağlılığı defalarca değişmiş, İslam dünyasının en girift düşünürlerinden birisidir. Serüvenine felsefeyle ilgilenen bir kelamcı olarak başlayıp, felsefeyi gayrı-İslami ve ziyadesiyle tehlikeli bir faaliyet olarak görerek devam etmiş, nihayetinde mutasavvıf olarak vefat etmiştir. Gazali 'güzel' mevzuunu, İhya'nın kısaltılmış ve popüler bir versiyonu olan Kimya-ı Saadet adlı eserinde tartışır. Bu kitapta Gazali, vücudun, çokta önemli görülmediği, aşina olduğumuz çileci/zühd çizgisini müdafaa eder. Güzellik önemlidir çünkü bizim hazla birlikte güzelliğin esası olan mükemmeliyeti de tanımamızı sağlar. Her şeyin kendi kendi mükemmel biçiminin kendine has özellikleri vardır. Fakat harici güzellik genelde, asıl güzelliğin yattığı içerinin güzelliğini yansıtma açısından yanıltıcıdır. Dış görünüşü göz takdir edebilir. ama asıl mesele olan şeylerin özünü anlamak kalbin görevidir. "
"Bir parça halıya, camideki bir frize, bir şiire ya da bir hüsnühat örneğine görülen şey hakkında üretilen sembolizm teorileri dikkate alınmadan hayranlık duyulamaz mı? Eğer duyulamazsa, demek ki bu sanatın neden bu şekilde olduğunu açıklayacak kurama sahip olmadıklarından, sanat eserine hayranlık duyduklarında neler olup bittiğini açıklamak zor geliyordur onlara."
"Epeyce uğraştım ama parçalar birleşince bir baba etmedi. Hep bir şeyler eksik kaldı. İki kol yapsam bir bacak eksik kaldı. İki bacak yapsam bir kafa eksik kaldı. Bir kafa yapsam bir omuz eksik kaldı. O zaman anladım babamın gittiği yerde ölmediğini. İnsan tamam olmadan nasıl ölsün?"
"Hayatın her dönemecinde, hatta her anında tercih yaparız. Kişi fiillerini seçer ve her seçiminde hikaye yeniden yazılır. Biz dünya sahnesinde rolünü oynayan varlıklarız. Ve bu rol bize yazılı olarak verilmiş olmakla birlikte doğaçlama yapmamıza da imkan sunmuştur. Bize verilen rolden sorumlu değiliz ama yaptığımız doğaçlamalardan sorumluyuz. Allah tüm süreci, yaptığımız küçük büyük tercihler doğrultusunda yazılacak hikayeleri ezeli ilmiyle bilir. Süreç dediğimiz hayat, akan zamandır ve zamana tabi olan biziz. O (cc) baktığında babamın sülbündeki halimden kıyamet gününe kadar geçireceğim her halimi, her anımı tek bir karenin içinde görür."