Yanık defterinizin de, kurutulmuş gül yapraklarınızın da, sizin de canınız cehenneme! Öyleyse tek başınıza oturup durun şu bankta, size özgürlüğünüzü, soluk alma hakkını vermesi, belleğinizden silinip gitmesi için yalvarıp durun ona!
Hayır, bir an bile mutlu olmamıştı işte! On dokuz yaşındayken evlenip bu malikâneye yerleştiği andan beri mutluluk nedir bilmemişti. Peki neydi bu kadının eksiği? Gözlerinde durmadan, anlaşılmaz bir alevin yanıp tutuştuğu bir kadına, neydi gerekli olan? O malum gün eline bir demet mimoza alıp kendisini güzelleştiren, tek gözü de pek hafif kayan bu büyücü kadına ne gerekiyordu? Haberim yok, bilmiyorum. Kuşkusuz, Margarita gerçeği söylemişti: Ona gerekli olan Usta'ydı. Gotik bir ev, özel bir bahçe değil, para hiç değil. Usta'yı seviyordu Margarita, gerçeği söylemişti.