Şehzade, çingenenin kızına âşık olmuş, padişah babasını da ikna etmiş, gitmişler derme çatma eve. Dışarıda yeniçeriler, kapıkulu askerleri, vezirler, ihtişam.
Padişah: "Allah'ın emri Peygamberin kavliyle kızınızı oğlumuza istiyoruz" demiş.
Çingene sinirle kalkmış ayağa:
– Benim size verecek kızım yok, yürüyün gidin lan!
Herkes şokta, padişah kıpkırmızı, şehzade, "Ne olur baba, seviyorum, boynunu vurdurma lütfen." Padişah oğlunun hatırına yürümüş çıkmış. Sarayda konuşmuşlar "Ne yapalım, ne yapalım?" Biri demiş ki:
– Bizim başmabeyinci çingendir. O gitsin, birbirlerini anlarlar.
Başmabeyinci gitmiş eve, yanında şehzade.
– Lan şerefsiz, dümbük, padişah kızı istemiş, niye vermedin dürzü, senin taa...
Çingene babanın yüzüne bir gülümseme gelmiş:
– Böyle adam gibi isteseydi verirdik, tamamdır şimdi evlensinler. Hayırlı olsun!