8/10
·240 syf.··
2023 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2023 00:00
Uzun zamandır radarımda olan ve ilk fırsatta iç dünyasına girmeyi arzuladığım yazarlardandı Latife Tekin. Lakin bir türlü öncelik vermemiş yahut fırsat bulamamıştım. Her neyse, nihayet karşıma çıktı bu eser, okumaya başladım. Okumaya başladım başlamasına da, hayrete düşmekten alamadım kendimi. Baktım, ne karakter tanıtımı var ne betimleme. Yadırgadım, böyle kitap mı olur dedim. Yazar bir adamın, Huvat’ın yaşamına rastgele bir noktadan dalmış, oradan karısı Atiye’ye atlamış, ailenin başından geçenleri anlatıyor. Anlatıyor da neden? Şehirde çalışan Huvat’ın köye bir otobüs getirmesiyle başlayan olaylar silsilesi birbirini takip ediyor ama bir yere bağlanacağa da benzemiyor. Bahsini ettiğim gibi, karakterlere dair hiçbir ruh tahlili, bilinç akışı yok bu kitapta. Salt olaylardan ibaret. E, öyleyse derdi ne bu yazarın? Sadece yaşananları hiçbir duyguya, düşünceye yer vermeden aktararak anlatabilecek mi derdini? Nasıl bir kitabın içine düştük? Bu gibi soru işaretlerini bir kenara bırakıp okumaya devam ediyoruz, merak ediyoruz çünkü. Tuhaf, pek tuhaf bir kitap bu. Kısacık cümlelerden oluşuyor, ayrıca sahici bir köy jargonu kullanılarak yazılmış. Anadolu’nun bağrından kopup gelmiş olmasanız da köy ağzına aşinalığınız olmalı okurken rahat etmek için. Ama hayır, tuhaflığını üslubundan almıyor kitabımız, her şeyin gerçek olmasından alıyor. Cinler, periler, Azrail gerçek. Gülüp geçtiğimiz batıl inançlar, topluma yerleşmiş hurafeler gerçek. Örneğin Alacüvek’te, Huvat’ın köyünde, duvar dibine işerseniz bir cinin karşınıza çıkıp size musallat olma olasılığı çok yüksektir. Böyle abartı olunca gülünç geliyor ama büyük ya da küçük hepimizin buna benzer inançları var aslında. Duvarlarımıza nazar boncuğu asıyor, ceplerimize okunmuş pirinç dolduruyor, şeytan kulağına kurşun diyoruz.
Edebiyat
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · İletişim Yayınevi · 201310,8bin okunma
10/10
·94 syf.··
2020 8. kitabı
"Aşk çoğu zaman aşk değil, evrensel mekanik çarkların dişlileri arasına sıkışmış zavallı bir çığlıktı. Hayat bir kumardı ve acı büyük oynardı. Bayan Tutku başını kaldırdı. Elleri şakaklarında kenetlenmiş, dudakları titrek, o mutlu haberi işitmek istercesine her bir yüze yalvarırcasına baktı. Ve içlerinden bir ses haykırdı. NABIZ ATIYOR! ... Merhabalar sevgili kitap dostlarım. Bugün sizlere sevgili Metin Kaya'nın son eseri olan ~Ve Tutku Bir Aşk Yarattı~ dan bahsetmek istiyorum. Ya da kendisinin deyimiyle "Tutku'nun yabanî ve bir hayli uzak ironisinin ıraksanmış şarkısından, zihninden bir türlü aforoz edemediği düşsel 'Tutku'sundan... Eseri okurken alabildiğine savuran bir Aşk tutulmasına şahit oluyorsunuz ve siz de savrulmaya başlıyorsunuz. Bir Tutku'nun anatomisini an be an Uyanış-Düşüş-Çıldırış arası ruh halleriyle iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Her insanın birileriyle bir şekilde yollarının kesişmesi yazgısına-kaderine inanıp inanmamak arası kalıyor ve Tutku'nun sınırı olup olmadığını sorgulamaya başlıyorsunuz. Bu eser, yıkılmış-hırpalanmış bir bedenin ve dahi rûhun zoraki vedası; Ölü bir ruh peydahı, bile isteye yaşam-ölüm pazarlığı, Azrail'e çelme takma veya kendi Azrail'ini yaratma telâşı diyebilirim. Kalemine sağlık sevgili Metin. Eserin hem üzdü, hem tebessüm ettirdi. Ve bir şekilde kanıma girip kendini sevdirdi. Yolu açık, okuru bol olsun dilerim #edebiütopya #dipcem Platonik aşk, Platon'un adından gelir. Bilinenin aksine, karşılıksız, imkânsız aşk anlamına değil, sorgulanmayan aşk anlamına gelir.(Aklıma Platon'un hocası Sokrat geliyor ve müthiş önermesini değiştirerek "Sorgulanmamış aşk, yaşanmaya değmez!" diyorum.)Ezcümle gerçekleşmesi mümkün olmayan, ama gerçekleşse ne kadar da güzel olur denilen arzulara tercüman olan bir deyim olan "Platonik"
Ve Tutku Bir Aşk YarattıMetin Kaya · İkinci Adam Yayınları · 20195 okunma