Belki de bir kişiyle başlıyordur. Güvendiğin biriyle. Onun için zırhının bir parçasını çıkarırsın; seni irkiltse de ışığın içeri girmesine izin verirsin. Belki de yumuşak fakat güçlü olmayı böyle öğrenirsin, korku ve belirsizlik icinde olsan bile. Bir insan, bir parça zırh.
Her gün zırh giyiyormuşsun gibi hissettiğin oluyor mu hiç? İnsanlar sana baktığında gördükleri tek şeyin kendini özenle sardığın parlak çelik olduğunu? Sende görmek istediklerini görüyorlar; kendi yüzlerinin eğri büğrü yansımasını ya da gökyüzünün bir parçasını ya da binalar arasına düşmüş bir gölgeyi. Yaptığın bütün hataları, bütün başarısızlıklarını, onları üzdüğün ya da hayal kırıklığına uğrattığın tüm zamanları.
Sanki onların gözlerinde bunlardan başka bir șey olamazmışsın gibi. Böyle bir şeyi nasıl değiştirirsin? Suçluluk duymadan hayatını nasıl kendi hayatın yapabilirsin?
"Onu sevmiyor musun?" Roman uzaklara baktı. Iris cevap vermeyeceğini düşünmeye başlıyordu ki Roman, "Bir yabancıyı sevmek mümkün mü?" diye sordu.
"Belki zamanla," dedi Iris.