"Günün birinde sen de bedeninin sadece bir et parçası olduğunu anlayacaksın ve artık bana kızmayacaksın," demişti. Çünkü sen çoktan ruhunu birilerine satmışsın."
Attığını sandığın çığlıkların yankısıdır bazen boğazına oturan yumrular. Konuştuğunu sandığın cümlelerin kanlı izleridir dudaklarındaki karıncalanma. Hissetmediğini sanarak ruhunu aldattığın günlerin intikamıdır şimdi, tüm bu hisler. Savaştığını sandığın şeye çoktan kaybettiğinin habercisidir göğüsündeki alevler. Ya da aslında en başından beri savaşamadığının...
“ Bir yazar değil de ressam olmak istediğini sanıyordum, ” dedi gerçekten anlamaya çalışır gibi. Beni anlamaya çalışıyordu.
Beni zaten bu dünya üzerinde anlayabilecek tek insan sizsiniz bayım; o yüzden sakın he, endişelenmeyin.
“ Öyle, ” dedim en az onun kadar normal bir ifadeyle. “ Ancak ben bakıp çizmem, ben hikâyeleri resmederim. Özellikle siyah beyaz olanları boyamaya bayılırım. ”