Böylece kutsal topraklara doğru, ta ki güneş bir gün daha önce hiç parlamadığı kadar parlayana dek gezinip yürürüz, belki de zihinlerimizde ve yüreklerimizde ışıldayıp, tıpkı sonbaharda bir kıyıya vurduğu gibi sıcak, dingin ve altın sarısı renkte bir uyanış ışığıyla tüm hayatımızı aydınlatana kadar.
en önemlisi de anı yaşamamayı göze alamayız. şu geçici yaşamda, geçmişi anımsamamak için geçici hayatının bir anını bile harcamayan kişi tüm fanilerden daha fazla kutsanmıştır.
Erişebileceğimiz en yüce şey bilgi değildir, duygudaşlıkla gelen anlayıştır. Bu daha yüce bilginin, evvelinde bilgi dediğimiz her şeyin yetersizliğine dair ani bir aydınlanma karşısında yaşadığımız yeni ve büyük bir şaşkınlıktan daha kati bir şey anlamına gelip gelmediğini bilmiyorum; bu, gökte ve yerde felsefemizin dahilinde hayal edebileceğimizden çok daha fazla şey olduğuna dair bir keşiftir.
iki kişiden hangisiyle muhatap olmak en iyisidir: bir konu hakkında hiçbir şey bilmeyen ve çok nadir olarak bilmediğini bilen biriyle mi yoksa o konu hakkında gerçekten bir şey bildiği halde her şeyi bildiğini zannedenle mi?
Bana, sadece hayvan dışkısı yakmaya ve kültürün gelişmiş araçlarıyla, yöntemlerine bel bağlayan değil, çayırlık alanlardan gübresini alıp toprağını zenginleştiren bir kültür gerekiyor!