Derinliğe sahip olmaya çalıştıkça tarifsiz yalnızlıklar içine düşüyoruz. Günübirlik hayatlara isyanımız, geceyi insanların uyumasını beklemeye başladığımızdan beri var .
İnsanlar kendi kendine konuşmanın delilik olduğunu söylüyorlar. Karakterlerimize sürekli bir sosyalleşme hırsı yerleştirmeye çalışıyorlar. İstiyorlar ki hiç durmadan çevremizi genişletip saygınlığımızı arttırmak üzerine bir strateji ile yaşayalım.
Ne yani sosyal olacağız diye kendimizle ilişkiyi mi keseceğiz?
"Bakın gökyüzüne, maviliği diyor mu ben gidiyorum diye? Gökyüzünün maviliği gider mi hiç? Mavi gider mi ? Ne yaparız gitse? Nasıl uçarız hayallerimizde yıllardır el bebek gül bebek biriktirdiğimiz kanatlarla ?İyi insanlar gibi yapma olur mu gökyüzü? Sen gitme . Mavin gitmesin. "
"Ağaçlar suyun geldiği tarafa uzatır köklerini... Daha fazla su almak ,daha çok büyümek ve meyve verebilmek için...İnsanın da suyu muhabbettir ...Çünkü hiçbir şey derin bir muhabbet kadar ulaşamıyor insanın köklerine...İnsanın derdi dışarıda değil, içeride bir yerlerde .Bu yüzden dermanı da muhabbet , hemde iyi bir muhabbet..."