عن أنس بن مالك قـال : خطبنا رسول الله صلي الله عليه وسلم على ناقته العضباء وليست بالجدعاء فقال : «يا أيها الناس كأن الموت فيها على غيرنا كتب، وكأن الحق فيها على غيرنا وجب، وكأن من نشيع من الموتى سفر عما قليل إلينا راجعون، نبوئهم أجداثهم ونأكل تراثهم كأنا مخلدون بعدهم، قد نسيتم كل واعظة، وأمنتم كل حائجة، طوبى لمن شغله عيبه عن عيب أخيه ... ».
Hz. Enes b. Mâlik (r.a.) dan nakille Efendimiz (ﷺ) minbere çıkarak yüksek sesle şöyle buyurdu:
“Ey diliyle iman eden, fakat iman kalbine girmemiş olanlar!
Müslümanların gıybetini yapmayın, ayıplarını araştırmayın.
Kim bir Müslüman’ın ayıbını araştırırsa, Allah da onun ayıbını araştırır.
Allah kimin ayıbını araştırırsa, onu evinin içinde bile olsa rezil eder.”
Bu hadisin başka bir rivayeti ise şöyle nakledilmiştir:
Ey insanlar! Ölüm, bizden öncekilerin üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır.
Hak, başkalarının lehine olduğu gibi sizin lehinize de vardır. Bizden önce nice kimseler ölüm yolculuğuna çıktı ve çok azı geri döndü. Onları sanki yokmuş gibi unuttuk; bedenlerini yedik (mallarını paylaştık). Kendimizi ise sanki ebedî kalacakmışız gibi gördük. Her öğüdü unuttuk, her ihtiyacı ihmal ettik. Kardeşinin ayıbıyla meşgul olmayan kimse ne mutlu!*
Sened Hakkında:
Heysemî, Mecmaʿu’z-Zevâid’de bu hadisin senedi hakkında şunu söylemiştir:
Bu hadisi Taberânî, Nasîh el-Abesî yoluyla rivayet etmiştir. Onu tanımıyorum; ancak râvilerinin geri kalanı sika (güvenilir) kimselerdir.