Bir yaratıcının varlığının, çocukların bile inanmayacağı, isyan ettirici bir saçmalık olduğuna tamamen inanıp çok erken yaşta aştım din safsatasını. Eğilimlerimi bu yaratıcının hoşuna gitmek üzere düzenlemek zorunda değilim artık. Bunları doğadan almışım ve karşı koyarak rahatsız etmeyeceğim onu, bana kötü eğilimler verdiyse, bunlar gereklidir ona. Onun için kendi tohumundan yarattığı bir araçtan başka bir şey değilim ve tüm suçlarım da sonuç olarak ona hizmet edecektir. Bana ne kadar suç esinlerse, o kadarına ihtiyacı var demektir. Ona direnme aptallığını göstermeyeceğim asla.
Boris Vian'ın "Vernon Sullivan" takma adıyla yazdığı bir diğer "ahlaksız" romanı olan "Mezarlarınıza Tüküreceğim". Siyahi bir ailede büyüyen, sanıyorum ki beyaz-melez olan bir karakterimiz var. İki kardeşi var, kardeşlerinden birisi siyahi olduğu için sevdiği kızın ailesi tarafından linç edilerek öldürülüyor. Melez olan ana karakterimiz ise kardeşinin intikamını beyaz kızlara tecavüz ederek, onları öldürerek alıyor. Karakterimiz beyaz olduğu için onun melez olduğu anlaşılmıyor, hatta kadınlar onun yüzüne karşı "zenci"lerden nefret ettiğini bile rahatlıkla söyleyebiliyorlar. Fakat bilmiyorlar ki, o bir melez ve "zenci" kardeşinin intikamını almak için kadınların koynuna giriyor, onların güvenini kazanıyor ve en sonunda onları öldürerek intikamın soğuk yenen bir yemek olduğunu fark ediyor.
Kafası iyilik ve Tanrı'yla ilgili önyargılarla fazla doluydu. Fazla dürüsttü Tom, onu mahveden de buydu. İyilik yapınca iyilik bulunacağına inanıyordu, halbuki böyle bir şey olsa bile, rastlantıdan ibarettir. Yapılması gereken bir şey varsa, o da intikam almaktır, hem de olabildiğince eksiksiz bir intikam.