İnternet bağlantınız hızlı, arabanızı park edecek yer de bulduysanız mutluluğu başka yerde aramayın. Tabi bir de okumak için rahat bir koltuğunuz olsa gerek.
Kitabı beğendim mi? Doğrusu son "hikaye" başlayana kadar çok sıradan bir kitap olduğunu düsünmüştüm. Tırnak içinde yazmamın nedeni bunun bir öykü kitabı olmadığını düşünmemdir. Ya da uzun bir öykü demek daha doğru. Ama sadece en son başlık (Tortu) halinde (elbette biraz genişletilerek) bile bırakılsa yeterli ve çarpıcı bir öykü olabilirmiş. Tortu gerçek anlamda bir Selçuk Baran öyküsü.
TortuSelçuk Baran · Yapı Kredi Yayınları · 20201,635 okunma
Önce Beyaz Kalbi değil de bu kitabı okusaydım bir daha asla Marias okumazdım. Yazar için yazdığı pek ilginç olabilir (Javier Marias'a da ne yazsa ilginç geliyor olmalı) ama okuyucu için değil. Bu kadar amaçsız ve belki de bu yüzden sıkıcı bir kitap okumamıştım. Yazar Beyaz Kalpte yaptığı gibi bir ölüm olayının etrafında bir giz varmış gibi yapıyor ama 300 sayfa geveliyor da geveliyor. Bu arada anlattığı incir çekirdeğini doldurmayan ve okuyucu için tam bir vakit kaybı olan yan hikayeler okuyup duruyoruz. Aman Allahım gerçekten kitabı okumak pek ıstıraplı oldu. Mümkünse uzak durun.
Çevirmen ise Beyaz Kalp'in çevirmeninden görece iyi ancak genç sayılacak bir çevirmen için anlamsızca çok sayıda eski sözcük kullanıyor. Meftun, Arz-ı Endam, zımni, delalet, müdahil, muzlim, müphem, nam-ı müstear gibi karşılıkları çok basit sözcükler varken neden bunları tercih etmiş anlamadım. Öte yandan düşlem gibi oldukça yeni sözcükleri iç içe geçirmiş. Bir çevirmen özeni, dikkati içinde olduğunu söyleyemeyeceğim.
Son olarak İspanyolca'da özel olarak kullanılan bir biçim olan ve bizim alışık olmadığımız "Yarınki yüzün" gibi bir ifade olsa gerek diye düşündüm. Bu kitapla aralarında 10 yıl kadar fark olsa da Marias'ın üçlemesinin ismi olan "Yarınki Yüzün" deyişinin epey üzerine vurgu yapılmış. Onları da almıştım ama bu kitaptan sonra uzun süre elime almam diye düşünüyorum.