Her kadında, yırtıcı bir avcı hayvanattan bir şey vardır. Kuşu yakalayan kedide nasıl nihayetsiz bir hazzın raşeleri ve dişlerini bir ceylanın etine geçiren aslanda ne kadar derin bir şehvetin emareleri görülürse, kadınlar da lâlettayin herhangi bir erkeği kendilerine ram etmekte o kadar büyür bir haz ve neşat duyarlar.
Fakat, bilmiyorlar ki aşk, mucizeyle doludur, daha doğrusu aşk, bizzat mucizedir. Bazı erkekler şu veya bu tarzda kadınlardan, bazı kadınlar şu veya bu biçimde erkeklerden hoşlandıklarını söylerler: “Benim tipim şudur, benim idealim budur” derler, halbuki, günün birinde söylediklerinin büsbütün zıddını severler, aradıklarının büsbütün aksi bir insan arkasından koşarlar.
“Bilin ki, özellikle ta çocukluk döneminden, ana babanızın evinden aklınızda kalmış bir anıdan daha yüce, daha kuvvetli, daha sağlıklı ve daha yararlı bir şey yoktur hayatta. Eğitiminizle ilgili olarak pek çok şey söylerler size, ama böyle çocukluktan kalma güzel, kutsal bir anı belki de en iyi eğitimdir. Hayata atılırken yanında bu şekilde çok anısı olan bir insan hayatı boyunca kurtulmuş demektir.”
“Bazı ruhlar kendi dar görüşlülükleri içinde tüm dünyayı suçlarlar. Ama böyle bir ruha merhamet ve sevgi gösterin, yaptığı işe hemen lanet okuyacaktır, çünkü içinde iyilik tohumları pek çoktur.”