Adam Kadmon

Adam Kadmon
@badreads
teşrik-i mesailer
333 yılında Bordeaux'dan yola çıkılarak Konstantinopolis üzerinden Kudüs'e yapılan bir seyahati, menzilleri ve konaklama yerle­ riyle anlatan bir güzergah haritası, 385-388 yılları arasında Güney Galyalı başrahibe Aetheria'nın ve yaklaşık 670'te piskopos Arculf'un hac anıları o dönemlerden kalma ünlü seyahatnameler arasında yer alır. Dönüş yolculuğunda İskoçya'nın Batı sahillerine sürüklenen pis­kopos Arculf maceralarını burada kaleme aldırmıştı. Yeni dinin elçile­ri, Kuzey Avrupa'nın bilinmeyen ülkelerini ziyaret etmişler, İzlanda'ya kadar ilerlemişlerdi. Seyahat, dinin hizmetine girmiş, Hıristiyanlık, antikçağ ile ortaçağ arasında bir köprü kurmuştu.
Reklam
Iktisatçıların garip bir tarzı oluyor. Onlara göre sadece iki türlü müessese var: biri tabii, öteki suni. Derebeyli­ğin kurumlan suni, burjuvazininkiler tabii kurumlardır. Burada onlar, gene böyle iki türlü din kuran tanrıbilim­cilere benziyorlar. Kendilerinin olmayan her din insanla­rın icadıdır, kendi dinleri ise kaynağını Tanrıdan alır. Iktisatçılar bugünkü ilişkilerin, yani burjuva üretim iliş­kilerinin, tabii olduğunu söylerken, servetin, içinde yara­tıldığı ve üretici kuvvetlerin içinde geliştiği bu ilişkilerin tabiat kanunlarına uygun olduğunu söylemek istiyorlar.
Her ilkenin, tezahür edeceği, kendi öz yüzyılı vardır.
İngilizler, insanları şapka haline dönüştürüyorlarsa, Almanlar da şapkaları fikirlere dönüştürürler. İngiliz Ri­cardo'dur, zengin bankerdir ve seçkin iktisatçıdır. Alman Hegel'dir.
Emek, alınıp satıldığı sürece, bizzat bir metadır.
Reklam