İnce Memed romanını yayınladığı zaman Behice Boran'ın aklı, dağ başında yanan ateşe takılmış. Yaşar Kemal'e, kimsenin bulunmadığı o dağ başında ateşi kimin yaktığını sormuş. Yaşar Kemal'in Boran'a verdiği cevap, roman dünyasını ve kendi gerçeğini açıklar nitelikte: " O ateşi ben yaktım Behice hanım."
Yaşar Kemal adı geçtiği ya da onu aramayı düşündüğüm ya da onunla ilgili bir şey hatırladığım zaman aklımda deli deli türkülerin dolaşması neden acaba? Ona telefon açarken " üstü kan köpüklü meşe seliyim" derim içimden. Evine doğru giderken " derde deva derler kartalın yağı " türküsünü mırıldanırım. Buluştuğumuzda bu kez onunla birlikte " deryanın bekçisi ben oldum" u söyleriz. Böylesine tepeden tırnağa Çiçek açmış, türküye durmuş bir başka insan gelip geçti mi bu dünyadan bilmem... belki Karacaoglan, belki Dadaloglu belki adını bile duymadığımız; dağların, koyakların,turaçlarin, kartalların, gazellerin türküsünü söyleyen bir başka ozan.