"Durumunu değiştirmek ve düzeltmek umudunun olmayışı da bu hassas genci, vaktinden once ihtiyarlayan ve az konuşan öfkeli bir insan yapmıştı. Boş saatlerinde boyuna okuyor, ama bu manevi gıda onu ne yükseltiyor, ne de huzura kavuşturuyordu. Çünkü artık onda her şey buruk bir tat bırakıyordu. Mutsuzluk, yalnızlık ve acıları, gözünü açmış ve zihnini birçok noktada inceltmişti. Ama en güzel düşünceler, en değerli bilgiler ona umutsuzluk ve acı vermekten başka bir işe yaramıyordu. Çünkü hayattaki başarısızlığını, küçük kasabadaki geleceğini daha açık bir biçimde gösteriyordu."