Sonra sert bir Antil güneşi
dünyanın damarlarının çatladığını görecek,
sabırsız bir okyanusun kızıla dönüşünü seyredecek.
Ve seyredecek yakasız ve zincirsiz temiz boyunların,
cesur kitlede hızla yüzüşünü,
ruh değil henüz fakat acı çeken et.
Uzun boylusu harflerin
anlatır ki Mau-Maular
tropik düşlü evlerini
gasbettiler İngilizlerin,
ve ateşler, ve kanlar, ve ölümler içinde,
barbar bir saldırıyla
yüz İngiliz öldü...
(Aramızda kalsın: Onlar
aynı yüz İngilizdi
Londra'nın şöyle sözettiği:
«Mau-Mauları öldürür ve yerler;
Kenya'yı yakar ve temizlerler.
Bir tek Kikiyu'yu bile bırakmazlar
canlı, ve küllerle kursun diye sofrayı
karıları, ve kökten kurusun diye dölyollarrı.)
Komşu ev, Karayip Denizine avlu
kiracıların toplanıp gevezelik ettiği yer
ayışığı altında, şimdi
sorgulanacak zencilerin bulunduğu
ve kelebeklerini öldüren kadınların...
Siyahi-kırmızı dalgası
şakakları acıyla yanan işçilerin,
ve polisin delici bakışlarıyla yaralanan
yaşlı yüzleriyle çocuklar.
Kanın günü kirlettiği toprak
ve bacaklar donuktur takla atarken hızla,
yakınan ve haykırmayan gırtlaklar
ve haykıran ve yakınmayan gırtlaklar,
ve kamış tarlalarında yükselen sesler
ve söylenen ve yazılmayan
ve bütün diğerlerini bileceğiz
ilerledikçe biz.