Sirvat

Yüz bin yaşında olsam da, gücüm kalacak Seni beklemeye, ey umutla duyduğum yarın. Zaman, binbir acıyla kıvranan ihtiyar, İnlesin soluğu kesilinceye kadar: sabah yenidir, yenidir akşam. Aylardır uyumadan yaşıyoruz, Uyanığız saklıyoruz, ışığı ve ateşi, Fısıltıyla konuşuyor, kulak kabartıyoruz Çabuk sönen oyun gibi yiten her gürültüye. Oysa gecenin dibinde, hâlâ tanığıyız Günün görkeminin, armağanlarının, Eğer uyumuyorsak şafağı gözlemek içindir Odur kanıtlayacak olan yaşadığımızı şimdi.
Reklam
Birinci adam: “ Dünya geniş ve şarap nitelikli, Geniş benim de gönlüm ve nitelikli kanım. Peki neden ellerim ve gönlüm böyle bomboş?” diye sordu.
Bu akşam dövüşmek zorunda olduğumuz şey için değil Savunmak zorunda olduğumuz şey için türkü söylüyorum. Yaşamın zevkleri. Dostlarla içilen şarap. Aşk. Kışın ateş. Serin ırmak yazın. Her öğünde et ve ekmek. Yolda yürürken mırıldanılan nakarat. İçinde uyunan yatak. Uyku, sıçrayıp uyanılmayan, yarın endişesiyle bölünmeyen
Bir kırık çeşme yaşamını anlattı bana Hep ıslak hep ağlamaklı Bir de korkunç öyküsünü suyun Topraktan çıktığında Taşıdığı dev balıkları Falan filan Öyle güllük gülistanlık değil Kırık bir çeşmenin yaşamı