Yüz bin yaşında olsam da, gücüm kalacak
Seni beklemeye, ey umutla duyduğum yarın.
Zaman, binbir acıyla kıvranan ihtiyar,
İnlesin soluğu kesilinceye kadar: sabah yenidir, yenidir akşam.
Aylardır uyumadan yaşıyoruz,
Uyanığız saklıyoruz, ışığı ve ateşi,
Fısıltıyla konuşuyor, kulak kabartıyoruz
Çabuk sönen oyun gibi yiten her gürültüye.
Oysa gecenin dibinde, hâlâ tanığıyız
Günün görkeminin, armağanlarının,
Eğer uyumuyorsak şafağı gözlemek içindir
Odur kanıtlayacak olan yaşadığımızı şimdi.
Bu akşam dövüşmek zorunda olduğumuz şey için değil
Savunmak zorunda olduğumuz şey için türkü söylüyorum.
Yaşamın zevkleri.
Dostlarla içilen şarap.
Aşk.
Kışın ateş.
Serin ırmak yazın.
Her öğünde et ve ekmek.
Yolda yürürken mırıldanılan nakarat.
İçinde uyunan yatak.
Uyku, sıçrayıp uyanılmayan, yarın endişesiyle bölünmeyen
Bir kırık çeşme yaşamını anlattı bana
Hep ıslak hep ağlamaklı
Bir de korkunç öyküsünü suyun
Topraktan çıktığında
Taşıdığı dev balıkları
Falan filan
Öyle güllük gülistanlık değil
Kırık bir çeşmenin yaşamı