20. yüzyılın sözde enformasyon toplumu, belki de önceki yüzyılların tüm toplumlarından daha zayıf bir belleğe ve tarih bilgisine sahip. Sansür ya da bilgi manipülasyonu yüzünden değil, işittiklerimizi, gördüklerimizi ve okuduklarımızı seçmemize izin vermeyen bir haber bombardımanyla karşı karşıya bırakıldığımız için.
Çelişkilerimizi görmemek için yaptığımıza akılcı bir kılıf uyduruyoruz. Dengesi bozulmuş bir demokrasinin hemen akabinde gelen bir askeri diktatör, gözden düşmüş siyasal partilere daha birkaç hafta önce üye olan, bu partilere oy vermiş olan insanlar tarafından çoğunlukla alkışlanır. Korkuyoruz, itaat ediyoruz ve ayakta kalıyoruz.
Eğer 6000 yıldan beri süregelen uygarlıklar boyunca, iddia ettiğimiz gibi daha eğitimli toplumlar aşamasına geldiysek, neden hala böylesine hayattan kopuk tek boyutlu kahramanlarımız var?
Tarih boyunca, halkların, başka toplumlardaki totaliter düzenleri eleştirdikleri, buna rağmen, kendi ülkelerindeki ırkçı, şovenist ve totaliter sistemleri destekledikleri çok görülmüştür. Barışı koruyan hep bizim silahlarımız, tehdit eden ise başkalarınınkidir.