Bu kitabı bundan yirmi sene önce 20'li yaşlarımın ortalarında okumuştum (İletişim yayınları), o zaman da beni çok etkilemiş ve sarsmıştı. 40'lı yaşlarımda okuyunca daha da beter sarstı. Dostoyevski'nin en iyi romanı olabilir, seneye Karamazov Kardeşler'i tekrar okuduktan sonra karar vereceğim. Bu kitaptaki karakterler olan Stavrogin, Pyotr Verhovenski, Kirillov , Şatov, Stepan Trofimoviç hatta ve hatta von Lembke ve eşi gibi yan karakterler için bile sayfalarca analiz yapılır. Siyasi nihilizm/terörizm konularını başarıyla işlemesi yanında 20.yy'da çok konuşulacak konular olan psikolojik nihilizm, manik-depresif ruh halleri, narsist ya da borderline tiplemeleri ve davranışları romana yerleştirmiş bir yazar Dostoyevski. 150 sene önce 1872'de yazılmış bu romanın karakterleri hala etrafımızdalar. Hayret ettiğim şey şudur: Nasıl olup da bu romanı okuyup bazı hataları yapmaya engel olamamışım? Romanda geçen bazı karakterlere ve hatta bazı olaylara kendi hayatımda da tanık olmak düşündürdü. Hayatta karşınıza çıkacak onlarca tipleme romanda en ince detaylarıyla anlatılmış. Dediğim gibi bu roman ya hayatımın birinci romanı olacak ya da ikinci romanı olacak buna seneye karar vereceğim. Ama yazar olarak en tepede Dostoyevski var. Sırf bu roman yüzünden adamın hayatını da okumaya karar verdim. Etkisinden çıkamıyorum.