Fenerbahçe Kontu

O zamanlardan bu günlere bir mektup
"Nikolay rejiminin kapısı önünde korkunç bir suç işleniyor-ahlaki bir kürtaj yapılıyor ve genç ruhlar öldürülüyor.Devletin eğitim sistemi, sonundaki ödülün ancak bir memuriyet olacağı, körü körüne itaatin vaaz edildiği, adeta dinivari bir eğitime indirgendi. Gençliğin doğal olarak taşkın olması gereken bütün duyguları hoyratça bastırıldı; yerini hırs, kıskançlık ve kindar bir rekabet duygusu aldı. Bu yolda - canlarından olmamışlarsa eğer- akılları ve ruhları hastalanmış olarak gün ışığına çıkıyorlar. Ümitsizlik, iktidarsızlık, ve işlerine karşı yoğun bir isteksizlik (ve bütün bunlar sonsuz bir kibirle el ele). Genç insanlar daha yirmilerine gelmeden hastalık hastası, kuşkucu ve tükenmiş bireyler olup çıkıyorlar. Hepsi kendi kendilerini gözlemekten, incelemekten ve suçlamaktan zevk alıyor, kendi kendilerini zehirliyorlar; her türlü psikolojik belirtiyi dikkatle inceliyor, yaşadıkları sinirsel krizleri birbirlerine uzun uzun anlatıp üzerinde sonsuzca tartışıyorlar. Yıllar geçtikçe bu kategoriye dahil erkek ve kadınlara sıkça rastlamaya başladım... Bu kişilerin tövbeleri samimi olmakla birlikte aynı günahları tekrar tekrar işlemlerine engel değildir. Çarkın düzenli çalışmasını sağlayan ve denetleyen yayları kırmışlar bir kere, çarklar on kat hızlı dönmeye başlamış, fakat hiçbir şey üretmediği gibi makine kendisini de parçalıyor. Uyumlu bir işleyiş yok, estetik ölçüden hepten kaybedilmiş. Siz onlarla yaşayamadığınız gibi bu nitelikleri yüzünden onlar da kendileriyle yaşayamıyorlar. Onlar için mutluluk yok, mutluluğu ellerinde tutmayı bilemediler. En ufak bir bahanede insanlıktan çıkıp en yakınlarına karşı bile kabalaştılar. Alaycı tavırları görkemli Alman duygusallığından daha yıkıcı ve zararlı oldu. İlginç olan ise bu insanların sevilmek için yapmayacakları şeyin
İletişim·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
GIDA TERÖRÜ
" Çilekli milkshake yapımını izlerken bir noktada çileklerin ezilip işlemden geçtiğini görmeyi beklersiniz. Ama aslında tipik bir çilekli milkshakede çilek aroması elli farklı kimyasaldan oluşuyor ve bunların hiçbiri çilek değil." - Bir gıda bilimcisi şöyle diyor: "Bizim işimiz ürüne aslında olmadığı bir şeyin tadını vermek" / İmalatçılar, taze gıdalar çabuk çürüdüğü için aylarca duracak ürünler yapmak adına yiyeceklere bol bol şeker, yağ ve tuz koyuyor üstüne de gıda boyaları ekleniyor. Bir yandan kilo almamıza sebep olan bir kimya baskısı, öte yandan bize kilo verdireceğini iddia eden bir kimya iddiası. Yapay gıdalar ve ne olduğu belli olmayan ilaçlar arasında sıkışmış tüketim toplumu... Kitabı tavsiye ederim.
Sayfa 62 - Metis·Kitabı okudu
Aydınlatıcı gözlemler
Hukuk fakültesi radikal değişikliklerin yapılmakta olduğu bir yerdi, ne var ki oradaki düşünce havasının özü hukuk devrimi ve bunun toplumsal önemi gibi konular değil çok para kazanmak ve zengin olmaktı...Yeni kuşak gençliğin en çok istediği avukat ya da doktor olmaktı. Bununla beraber iki geleneksel kariyer de hâlâ çekiciliğini koruyordu: Mülkiye ve Harbiye. Akıllı bir gencin özlem duyduğu şey bir paşa ya da vali olmaktı. Devletin iki dayanağı! Doktor ya da avukat olma özlemi devlet gücünü elde etmek yerine artık paranın gücünün de elde edilmek isteğinin geldiğini gösterir. Daha sonraki tarihimiz bu iki güçler tarafı arasında bir çeşit karşıtlık olmuş, felsefe edebiyat filân gibi şeylere saplananlar da bunların arasında ezilmeye mahkûm olmuşlardır, benim gibi.
İletişim yayınları·Kitabı yarım bıraktı
YKY tarih serisi çeviri sorunları ...
" Hristiyan bir devletin nüfuzu ile Kâfir bir devletin nüfuzu arasındaki tezat göz önünde tutulduğunda, insanların perişanlığını bilmek bizi Britanya yönetimine girişin ardından milyonlara ulaşacak tarifsiz nimetler üzerinde düşünmeye zorladığında, ki bütün ülkenin kapıldığı arzuyu belirleyen şeyin hırs değil, büyüklük olduğunu görürüz." - Çok güzel bir kitap ama bu nasıl bir çeviridir ? Sanki her bölümü farklı biri çevirmiş gibi. Başka bir yerde Rhode Island, 'Rhode Adası' diye çevrilmiş, o zaman New York'a da 'Yeni York' mu diyeceğiz? Tarih çeviren biri bunu bilmez mi artık ? Böyle tuhaf, anlamını kavramakta zorlandığınız uzun cümleler, bölümler var. Nurettin Elhüseyni'nin tarih çevirilerinde bu durumu sıklıkla görüyorum (mesela diğer bir kitap için bkz: Romanovlar). Sanki kitapları bir grup çevirip kapağa onun adını koyuyor gibi farklı farklı tercüme çeşitleri hissediliyor (Bu benim şahsi yorumumdur, yanılıyor da olabilirim, diğer dikkatli okuyucuların da fikrini duymak isterim, kimseyi de zan altında bırakmak istemem).
Sayfa 123 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okudu
Hayat Yaşamaya Değer
Gerçek bilgelik ya da benim için önemli olan bilgelik türü, ne mutluluğu sevmek (bunun için filozof olmaya gerek yoktur, herhangi biri de bunu yapabilir), ne de bilgeliği sevmektir (bunun için bilge olmaya gerek yoktur herhangi bir filozof bunu yapabilir). Gerçek bilgelik, yaşamı olduğu gibi, geçtiği gibi, mutlu veya mutsuz, bilgece veya değil, sevmektir ve elbette hiçbir hayat bütünüyle mutlu ya da bilgece değildir. Montaigne'in 'Denemeler'deki bir sözünü hayırlayalım: "Hayat benim için; dolayısıyla onu seviyorum..." Bu iş göründüğü kadar kolay değildir, en azından açık ve hassas bir insan için. Ancak bu, açıklıktan ve duyarlılıktan vazgeçmekten iyidir... Zorluklara alışmak katılaşmayı gerektirmez.
Sayfa 164 - İletişim yayınları·Kitabı okudu