Babaannem beyin kanaması geçirdi yoğun bakım ardından günlerdir Entübe halinde amcam elini aile grubuna atmış çalışmaktan nasır tutan elleri sararmış yüzü o kadar şişmiş ki yüzünü çekememiş nenem dimdik ayaktaydı kendindeydi dini ile hemhaldi bir gün bu hallere düşüceği aklımın ucundan geçmezdi aciz oluşumuz aklımdan gitmiyor dünyanın bir hayalden ibaret olduğu sevdiklerimizi kaybettikçe daha da gün yüzüne çıkıyor ne diye dua edeceğimi bilemiyorum kendi ayağı üstünde yaşam savaşı veren nenemi Allah’ım sen kimsenin eline de dilinede muhtaç etme bizi bırakma ölüm yakın gözüküyor tedaviye yanıt vermiyor biraz bahsetmek istedim içime attıkça ağlayasım geliyor
Giydiğim kıyafete, ışığa, güneşe göre değişen göz rengim olabilir ama o gözlerin gördüğü erkek hiç değişmiyor. Her renkte sadece onu arıyor. Özlediğini biliyorum. Ben de seni özledim. Sarılmak istediğini de biliyorum. Ben de sana sarılmak istiyorum. Şu aralar bir sürpriz peşindesin bunu da biliyorum. Hatta bir tahminim var. Yüksek ihtimalle doğru. Yaptığımız herşeyin bir açıklaması var bunu biliyorum. Her şeyi konuşarak aşacağız. Sadece yanında olduğumu bil. Sana çok şaşıracağın itiraflarda da bulunacağım zamanla. Yeter ki, sen de rahatla. Şu anda yanında olamasam da ruhumun seninle olduğunu bil. Cesaretinin neyden dolayı kırıldığını biliyorum. Herşeyi biliyorum. Ama sen Türkçüsün oğlum korkma. Seni her şeye rağmen hiç unutmadım. Ve biliyor musun şu anda canım çok çay çekiyor içinde kaçak çay da olsa fena olmaz. Benim yerime demle ve birlikte içtiğimizi hayal et sonra çok içten bir dua et olur mu balkonda. Sonra bir bakmışsın ben gelip ee bana yok mu demişim :) Sana aramızda sorun olan şeylerin açıklamasını yapacağım. Karşılıklı isteklerimizi ifade edip orta yolu bulacağız. Evimin direği çocuklarımın babası hadi biraz rahatla. 30 Haziran'da Çilek Dolunayı varmış hiç öyle hatırlatayım dedim. :)) Bizim buluşma ayımızdan 1,5 ay önceki dolunay :) Bu 1,5 ayda bol spor, bakım, yeni kıyafetler... Zihni rahatlatma ve kavuşma. 🤭☺️🐺❤️‍🔥 Ben arada Marksist kitaplar okuyup yine kendimi sinirküpü yaparım durduk yere ama arada tarih de okuyacağım. Sen herşeyimi görüyorsun zaten senden bir şey saklamam hoşuna gitmiyor. Biliyorum 🤭 Gözüm üzerinde diyorsun. Okuduğum kitapları gizleyince sinir oldun dimi 😏 Uç solcu alıntı atmasın ama ne okuduğunu bileyim istiyorsun. Öyle kitapları ne kadar sıklıkla okuduğumu merak ediyorsun. Üst üste öyle şeyler okumamdan da hoşlanmadığını
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çizgi romanlar da açıklama ister, önsöz ister, inceleme ister
Martin Mystere - Sayı 217 - Dört Boyutlu Fidye "Fantazmagori" (Mystère'in Gizemleri) köşesi, serinin yaratıcısı Alfredo Castelli tarafından her sayının arkasına eklenen özel bir entelektüel/kültürel genel kültür bölümüdür. Bu bölümün hazırlanmasındaki temel amaçlar şunlardır: 1. Maceralardaki Gerçek ve Kurgu Sınırını Netleştirmek: Martin Mystère maceraları doğası gereği mitoloji, dinler tarihi, arkeoloji, gizemli bilimler, komplo teorileri ve ezoterizmle iç içedir. Okuyucunun kafasında *"Hikayede anlatılan bu efsane, tarihsel kişilik ya da bilimsel veri gerçek mi, yoksa tamamen kurgu mu?"* sorusu uyanır. Fantazmagori köşesi, macerada adı geçen konuların ve kavramların tarihsel dokümantasyonunu, kaynaklarını ve bilimsel gerçekliğini okuyucuya sunar. 2. Kültürel ve Felsefi Derinlik Kazandırmak: Görsellerdeki örnekte de görüldüğü üzere (yaşlılık kavramının etimolojisi, kutsal kitaplardaki kronolojiler, asırlık insanların tarihsel kayıtları, Faust efsanesinin gerçek kökeni vb.), sadece basit bir çizgi roman okuma deneyiminin ötesine geçerek okuyucuya felsefi, sosyolojik ve antropolojik bir bakış açısı kazandırmayı hedefler. 3. Okuyucuyla Entelektüel Bir Bağ Kurmak: Alfredo Castelli, bu köşeyi adeta okuyucuyla sohbet ettiği kişisel bir kürsü olarak kullanır. Kendi düştüğü kavramsal yanılgıları (örneğin "yaşlı" yerine "yaşça büyük" kelimesini kullanarak siyasi doğruculuk tuzağına düşmesi gibi) samimi bir dille paylaşır. Bu durum, Martin Mystère'i sadece bir macera çizgi romanı olmaktan çıkarıp "akıllıca kurgulanmış bir kültür dergisi" formuna ulaştırır. Bir önceki sayı olan Martin Mystere - Sayı 216 - Slumberland'a Dönüş devamı olan bu sayının okunurluguna bir katkı sunması açısından bu bölümü burada paylaşmayı uygun gördüm. # YAŞLILARA YOL AÇIN: ZAMANIN,
Hayata Dair
Biliyor musun? seni tanıdıktan sonra sana o kadar güzel bakmaktan bir tek seni düşünmekten ben kendime hiç iyi bakmadım.
Biraz önce bir film izledim. İsmi Atlıkarınca. Biz ne kadar şükretsek az. Ne güzel; evde, aile içinde, güvenle büyüdük. Ama bunu yaşayan binlerce çocuk var. “Doğru baba seçmek çok önemli” diye düşünürken eski bir anı gözümde bütün gürültüsüyle canlandı. Sanırım 2020 civarıydı, Covid döneminde hastaneden taburcu olmuştuk. sevgilimle 1 ay pencereden görüşmüşüz çok özlemişiz. 2 yaşında bir kız yeğenim var. Sevgilimi çok seviyordu. “Bulağ, Bulağ” diye peşinden koşuyor, onu görmek için can atıyordu. Bu arada ailelerimiz yoğun bakım sürecinden önce tanışmıştı zaten biz ailece o geceden sonra pozitif olmuştuk. Sevgilim, müstakbel eşim Bulağ taburculuktan sonra ilk fırsatta bir akşam beni görmeye geldi. Hava erken kararıyordu. Yeğenim de onu görmek için ağladığından onu da aşağı indirdim. Arabada geçti hadise.. Kucağına aldı, biraz sevdi. Sonra birlikte markete gittiler. Kaju çok sevdiği için onu sık sık markete götürürdü. “Kaju nerede kızım?” der, benim küçük bebeğim de tarif ederdi. Gidip alırlardı. Neyse, marketten geldiler. Hem kaju yiyorlar hem oynuyorlardı. Bir ara sevgilim beni koklamaya arada yanağımı boynumu öpmeye başladı. Fakat yüzü çok ısındı, dudakları belirgin şekilde sıcacık oldu. Bu sırada bebek de onun kucağında, küçük ayaklarıyla üzerinde geziniyor, zıplıyordu. Sevgilimin, çocuk kucağındayken artan vücut ısısı ve gözlerini kısması beni şüpheye düşürdü. Elimle sertleşip sertleşmediğini kontrol etmek istedim. Aniden elimi tuttu ve itti. Telefonun ışığını açtım. “Bakacağım” dedim. “Ne demek istiyorsun?” diye agresifleşti. Ama ne kadar karşı çıkabilirdi? Işığı açmıştım. Yüzü alı al, moru mor olmuştu. Parmağımın ucuyla dokundum; taş gibiydi. Bebeği apar topar kucağından aldım. Panikle, “Saçmalama, ben öyle biri miyim? Seni özledim, kokunu alınca oldu”
Şu benim profili kullanan bana bı yazsın bakım bekliyorum