Ben de yazdım:
Serpinti //

acılar resmi geçidi, bilye gibi sert adımlar
bir bunaltı ülkemin göğünde, içli bir kız sesi
derin ve fukara bir sızı: ağustos hasreti
kirli bir yalnızlık, keskin bir iğrenme, ketum bir gurur
süt dolu, mümbit ve damarlı incir yaprakları
dağınık defter yaprakları, dağınık ve çizik
bir ucundan koparılmış yağlı zincir halkası
tükenmiş hap kutuları, boyuna yıkanmaktan
yıpranmış okul çorapları, bir teki yitik
yılkı günlüğü ve içinde uzun bir tilki kuyruğu

resimli acılar sergisi, renkli renksiz
sevdiğim bir kızın sekiz sene önceki hali, sekiz
kareleri hızlı oynatınca: mahçup kelimeler,
kırık bakışlar, yaralı dudaklar, ekşi gözler
hasta elleri gibi pörsümüş, sevimsiz bekleyişler
yani, denize ulaşamadan kuruyan nehirler
bir ölünün durmuş nabzında uyuşmuş saat sesi
içli bir kız sesi, karga sesi, ezan okuyan çocuk sesi
kısık, arsız, telaşlı; telaşlı, arsız ve kısık
resmi acılar geçidi. ..
resimli acılar sergisi

01.8. 2014

Leylâ Nur, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Puan vermedi

Ne olmuştu da, “Seninle dünyanın her yerine gelirim,” diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı. Nerelere gidiyordu? Gelirken getirdiği bakışlar ne dalgaydı? Hangisi Müzeyyen’di? Ya da Müzeyyen kimdi? Ilk tanıdıgım kimdi, şimdiki kim?

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami AlgörFakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör
Hatice Mete, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim
Şöyle diyebilirim: "Gece yıldızlardaydı 
Ve yıldızlar, maviydi, uzaklarda üşürler"
Gökte gece yelinin söylediği türküler
Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim 
Hem sevdim, hem sevildim, ya da o böyle söyler
Bu gece gibi miydi kucağıma aldığım 
Öptüm onu öptüm de üstümde sonsuz
gökler
Hem sevdim, hem sevildim, ya da ben böyle derim 
Sevmeden durulmayan iri, durgun bakışlı gözler
Bu gece en hüzünlü şiirleri yazabilirim 
Duymak yitirdiğimi, ah daha neler neler
Geceyi duymak, onsuz daha ulu geceyi 
Çimenlere düşen çiy yazdığım bu dizeler
Sevgim onu alakoymaya yetmediyse ne çıkar 
Ve o benimle değil, yıldızlıdır geceler
Yürek zor katlanıyor onu yitirmelere 
Uzaklarda birinin söylediği türküler
Bakışlarım kovalar onu tellim her yerde 
Bakışlar sanki onu bana getirecekler
Böyle gecelerdeydi ağaçlar beyaz olur 
Artık ne ben öyleyim ne de eski geceler
Sesim arar rüzgârı ona ulaşmak için 
Şimdi sevmiyorum ya, eskidendi sevmeler
Şimdi kimbilir kimin benim olduğu gibi 
Sesi, aydınlık teni, sonsuz uzayan gözler
Sevmiyorum doğrudur, yürek bu hâlâ sever 
Sevmek kısa sürdüyse unutmak uzun sürer
Bu gece gibi miydi kollarıma almıştım 
Yüreğimde bir burgu ah onu yitirmeler
Budur bana verdiği acıların en sonu 
Sondur bu onun için yazacağım dizeler

Şiirler, Pablo NerudaŞiirler, Pablo Neruda
Ömer MEMOĞLU, bir alıntı ekledi.
22 saat önce

“İnsanın derinliklerini altüst eden bakışlar, onu sonradan pişman olacağı itiraflara sürükleyen saldırgan gözlere burada yer yoktu. Herkes, danseder gibi ölçülü adımlarla, zarif bir tiyatro eserinin önceden hesaplanmış el ve yüz hareketleriyle dolaşıyordu. Sabit bir gülümseme rüzgârı bütün yüzlerde esiyordu.”

Tehlikeli Oyunlar, Oğuz AtayTehlikeli Oyunlar, Oğuz Atay
Yeliz Çeken, bir alıntı ekledi.
Dün 19:28 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Affet beni anne... Affet! Affetsin beni, dünyadaki tüm yaralı kadınlar. Ömrüne ihaneti kazınmış, tüm kırgın bakışlar. Çünkü ben sözümü tutamadım. O adamı affettim.

Hercai, Sümeyye Koç (Sayfa 430)Hercai, Sümeyye Koç (Sayfa 430)

Selâm - Hüseyin Nihal Atsız
"Ey ekmeği alınanlar! Selam sizlere! 
Ey rütbesi çalınanlar! Selam sizlere! 
Kardeş yahut arkadaştır diye evleri, 
Ocakları dağıtılan ülkü devleri, 
Selam size! Üstünüzde bütün bakışlar
Bir gün olur tarih sizi elbet alkışlar!"

#Haketmediler

Meltem Keskin, Serenad'ı inceledi.
25 May 21:03 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ne tuhaf insan hayatında hiç içki tatmamasına rağmen kitaplardaki bahsi edilen içkiler sayesinde şarabı, rakıyı, birayı ve daha farklı içkileri en ince ayrıntılarına kadar öğreniyor ve söz sahibi olacak hale geliyor ve bir gün bir yerde konusu geçince herhalde şarabın açıldıktan sonra havalandırılması gerektiğini kadehe yüksekten dökülerek oksijenden geçirildiğini anlatsam bakışlar direk başörtüme takılacaktır. Çok tuhaf Zülfü Livaneli'nin Serenad adlı eserini bitirdim. Şimdi tıpkı hiç şarap içmememe rağmen bilgim olduğu gibi Yahudilik Ari ırk Hitler ve ajanları gibi alakam olmayan insanlarla da bir bağım olduğunu hissediyorum kitaplar aslında tam bu noktada önemlerini belirliyorlar belki gerçek hayatta yapamayacağınız birden fazla şeyi göremeyeceğiniz zamanları, şehirleri size olanaklı kılacak sadece bunun için bile okumaya değer.

causa sui, bir alıntı ekledi.
25 May 13:36

''GECELERİ, başladığında aşk rakkasının gelgitleri
her zaman ile asla arasında,
yüreğin dolunaylarına ulaşıyor sözlerin
ve o fırtınalarla mavilenmiş gözlerin,
dünyaya gökyüzünü sunuyor.

Ta uzaklardaki düş karası fundalıktan
bize doğru esen, artık tüketilmiş bir soluktur,
ve kaçırılmış zaman, geleceğin gölgeleri kadar büyük,
dolanıp durur ortalıkta.

Şimdi bir alçalıp bir yükselen,
ta derinlere gömülmüş olanındır:
Birbirimize yönelttiğimiz bakışlar gibi kör,
öper zamanı dudaklarından.''

Ellerin Zamanlarla Dolu, Paul CelanEllerin Zamanlarla Dolu, Paul Celan

MONA ROZA
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadi kirik kus merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller

Ulur aya karsi kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavsanlar daga
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yagmur igri igri düser topraga
Ulur aya karsi kirli çakallar

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakisin ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Acma pencereni perdeleri çek..

Zeytin agaçlari sögüt gölgesi
Bende çikar günes aydinliga
Bir nisan yüzügü, bir kapi sesi
Seni hatirlatiyor her zaman bana
Zeytin agaclari, sögüt gölgesi

Zambaklar en issiz yerlerde açar
Ve vardir her vahsi çiçekte gurur
Bir mumun ardinda bekleyen rüzgar
Isiksiz ruhumu sallar da durur
Zambaklar en issiz yerlerde acar

Ellerin ellerin ve parmaklarin
Bir nar çiçegini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadin
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmaklarin

Zaman ne de cabuk geciyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göge bu kadar
Zaman ne de çabuk geciyor Mona

Aksamlari gelir incir kuslari
Konar bahcenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sari
Ahhh! beni vursalar bir kus yerine
Aksamlari gelir incir kuslari

Ki ben Mona Roza bulurum seni
Incir kuslarinin bakislarinda
Hayatla doldurur bu bos yelkeni
O masum bakislar su kenarinda
Ki ben Mona Roza bulurum seni

Kirgin kirgin bakma yüzüme Roza
Henuz dinlemedin benden türküler
Benim askim sigmaz öyle her saza
En güzel sarkiyi bir kursun söyler
Kirgin kirgin bakma yüzüme Roza

Artik inan bana muhacir kizi
Dinle ve kabul et itirafimi
Bir soguk, bir garip, bir mavi sizi
Alev alev sardi her tarafimi
Artik inan bana muhacir kizi

Yagmurlardan sonra büyürmüs basak
Meyvalar sabirla olgunlasirmis
Birgün gözlerimin ta içine bak
Anlarsin ölüler niçin yasarmis
Yagmulardan sonra büyürmüs basak

Altin bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanli kus tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapali gece güne
Altin bilezikler o kokulu ten

Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadi kirik kus merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller

Sezai Karakoc