• Avrupa coğrafi bir bölge olmanın ötesinde, kültür ve din olarak 14. yüzyıldan beri kendini tasvir eden, öbürleriyle sınırlarını çeken ve kendini üstün gören bir kıtadır; yani Avrupalılık bir bilinçtir. Balkanlar ve Doğu Avrupa ise bu bölgenin üvey ve yabancı kalmış bir parçasıdır.
    İlber Ortaylı
    Sayfa 183 - Kronik Kitap, 29.Baskı
  • Panait ISTRATI Romanya da dünyaya gelmiş. O,çok küçükken babasını kaybetmiş ve annesiyle birlikte zor şartlar altında yaşamaya çalışmış. Çalışma bahanesiyle pek çok Osmanlı kentini gezmiş .(İstanbul dahil)Kendi çabalarıyla Fransızca öğrenmiş ve eserleri bu dilde yazmış. "Balkanlar'ın Gorkisi" de denen yazarın bir çok eseri bulunuyor."Mihail" ya da başka çevirilerde "Arkadaş" Panait ISTRATI'nın beğenilen eserlerinden biri.
    Mihail Balkanlarda,tuna nehri kıyılarında,annesiyle birlikte yaşayan Adrien'in ve "Mihail'in insan üstü dostluğunu anlatıyor. Adrien ,çok okuyan ve gezen,çeşitli işlerde çalışan, en son duvar boyamacılığı yapan 18 yaşında bir adam. Çevresi tarafından aylak ve işe yaramaz olarak algılanan Adrien'in ise tek ve en büyük derdi kendini anlayabilecek bir dost bulmak. (Hepimizin olduğu gibi ya da en azından benim.)
    Beklediği,bulmaya çalıştığı dostu aslında hiç de beklemediği bir sırada ve beklemediği bir yerde,fırında bulur Adrien. Mihail şimdiye kadar tanıdıklarından farklıdır ve bunu daha onun gözlerine ilk baktığında anlar. Aradığını bulmuştur Adrien ve bundan sonra yapacağı tek şey Mihail'e layık bir dost olabilmektir. Mihail,Fransızca konuşur,ayrıca başka 6 dil daha bilmektedir,herkese mesafelidir Mihail ama tam da hayatın içinde,sanat,edebiyat,insan ve yaşam üzerine oldukça akılcı tespitleri vardır.
    Adrien Mihail'e dost olabilir mi?
    Peki dost,arkadaş ya da sadece tanıdık!

    Dost sandıklarımızın arkadaş!
    Arkadaş sandıklarımızın ise sadece tanıdık olduklarını anlamama yarayan,benim için faydalı bir eser oldu Mihail.
    Ve gerçek dost kimdi?
    Nerdeydi?
    Ne zaman karşımıza çıkardı?

    Dostunuza,arkadaşınıza, tanıdığınıza ya da tanıdığınızı sandığınız kişilere hediye edebileceğiniz bir kitap Mihail.
    Ama birine mutlaka hediye edin.(Benim aklımda var bir-iki kişi)
  • Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2002'den bu yana girdiği her seçimden zaferle çıkması, gerçek-ötesi bir olay gibi görünebilir. Çünkü Türkiye gelişen ve değişen, nüfusunun çoğunluğu genç bir ülke...
    Köylülükten kentliliğe geçen ve globalleşmenin en radikal biçimde yansımalar gösterdiği bir ülke Türkiye... Bir sorun çözümlendiğinde en az on yeni sorun çıkıyor bu coğrafyada.

    Büyük başarı
    İçerideki ve dışarıdaki sorunlarının azalmadığı ve bir ayağı Avrupa'da, diğer ayağı Asya'da bulunan, Balkanlar, Kafkaslar ve Ortadoğu gibi kriz bölgelerinin ekseninde yerleşmiş olan Türkiye'de bir siyasetçinin serbest seçimlerle 16 yıldır iktidarda kalması ve son seçimde de oyların yarısından fazlasını alması, uluslararası çapta bir başarı öyküsüdür.

    Yalan söylemez
    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın seçmenle olan muhabbetinin hiç azalmaması onun kişiliğindeki bazı özelliklerden de kaynaklanıyor.
    Bence bu özelliklerin en önemlisi Recep Tayyip Erdoğan'ın halka hiç yalan söylememesidir. İçi ile dışı bir olmak siyasette pek görülen bir özellik değildir ama Cumhurbaşkanı Erdoğan bu özelliğini siyasete taşımıştır.

    Vefalı bir insan
    Erdoğan'ın bir diğer özelliği de alçak gönüllülüğü ve vefalı oluşudur.
    Cumhurbaşkanı geçmişini asla unutmamıştır ve eski dostları onun hiç ihmal etmediği insanlardır. Bu eski dostlardan birinin vefatında Erdoğan'ı hep merhumun tabutu altında görmez miyiz?

    Vizyonu ve misyonu
    Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın vizyonu sıradan insanların rüyalarında bile göremeyecekleri projeleri gerçek kılmıştır. Bu vizyonun misyonla birleşmesi sonunda Türkiye'nin alt ve üst yapısı yenilenmiştir. Ve Türk siyasetçilerinin ulaşması zor gibi gördükleri Çankaya hedefini Erdoğan bir hamlede kenara itmiş ve Beştepe'deki kendi Çankaya'sını inşa etmiştir.

    Erdoğan olayı
    Sonuçta AK Partili olmayan pek çok insanın "Tayyip Erdoğan'cı" olduğu son seçimde bir kez daha anlaşılmıştır. Genç siyasi kadroların "Erdoğan olayı"nı iyice tahlil etmeleri ve bundan dersler çıkartmaları, onlara sayısız yararlar sağlayacaktır.
  • (Aşırı derecede ipucu içerir)

    Türk Dünyası ve Tarihine ilgi duyduğum, kitap sayfaları karıştırdığım şu günlerde hem olay akışı hem de verdiği bilgilerle okumaktan oldukça keyif aldığım bir kitaptı.

    Kitap, Romanya'dan Kırım'a, Bursa'dan Bulgaristan'a olmak üzere çok geniş bir coğrafyada geçen olayları içeriyor. Balkanlar, Kırım ve kitapta geçmeyen Ortadoğu'nun geçmişine bakınca insan üzülmeden edemiyor. Dile kolay 400-500 yıl boyunca adaletle hükmettiğimiz, elimizde bulundurduğumuz toprakları birkaç ay içinde kaybetmişiz. Ne yazık ki Osmanlı çekildikten sonra bu topraklar huzur yüzü görmemiş. Balkanlar ve Kırım hem Alman Nazi'si hem de Rus Komünizm'i tarafından işgal edilmiş. Ortadoğu ise daha acı bir tablo sunuyor bizlere; hala kan, gözyaşı, vahşetler...

    Kitaptaki olaylar ve kişiler birbirine oldukça güzel bağlanmış. Ben özellikle James Miller karakterini çok beğendim. Oldukça farklı bir karakter ve ilginç de bir hikayesi var. Yine Adem Usta karakteri de kitaba renk getirmiş, üslubu ve hikayesi oldukça samimi ve komik.

    Kırım ve Balkanlar'dan göç eden, daha doğrusu göç etmek zorunda kalan iki aileyi ve insanları konu alan roman, müthiş bir sonla bitti. Bir fotoğraf karesiyle başlayan kitap yine fotoğraf karesiyle son buldu, ama ne fotoğraf karesi, ne hikaye!

    Okurken "Konu bitti, acaba şimdi nasıl devam edecek?" diye içimden geçirdiğim her anda, yazar sanki bu durumu hissetmiş olacak ki, kitap bambaşka bir serüven ile devam etti.

    Son olarak şunu belirmek istiyorum, okuduğum romanlarda, genellikle olaylar çok fazla betimlenerek anlatılıyordu. Ancak öyle güzel ve dengeli bir roman olmuş ki betimleme-bilgi dengesi çok iyi kurulmuş. Yani hem olayların manzarasını izlemiş oldum, hem de hiç gitmediğim, adını bile yeni duyduğum bir çok yer ve tarihi yapılar hakkında bilgi edindim. Mekanların geçmişleri ile ilgili anlatılan olaylar da üstüne tatlı gibi geldi. Örneğin; Dabakhane Camii gibi.
  • Fatih Sultan Mehmet'in doğuda ve batıda başarılı olması ve sürekli toprak kazanması bazı ülkeleri rahatsız etti.

    Doğuda Akkoyunlu Devleti, batıda ise bütün Avrupa ülkeleri Osmanlı İmparatorluğuna karşı ortak bir harekat başlatmayı planlıyordu. Avrupalılar, Osmanlılar'ı Avrupa'dan çıkarmak ve Anadolu'ya sürmek; Akkoyunlular da Anadolu'dan çıkarıp Balkanlar'a sürmek niyetindeydi.
  • Karaltılar içinde her şey bir güzel:
    Balkanlar ve kağnı, insanlar ve tahtalar.
    Ağır ağır yürüyen mandalar kapkara,
    ve gözlerini mavisi ışıl ışıl.
    VALERI PETROV
  • Fatih'in Bosna'yı 1463'te fethetmesiyle papazsız ve hiyerarşisiz bir Hristiyanlığı benimsemiş olan Boşnaklar İslam'a geçmişlerdir. Bu gönüllü bir geçiş olduğu gibi gönülden bir geçiş de oluyor. Böylece Boşnaklar, Balkanlar'daki tabirle ''Türk'' olmuşlardır. Balkanlarda bugün bile birisi Müslüman olsa, ona ''Türk oldu'' derler.