280 syf.
7/10 puan verdi
Leyla
Savaş kavramı hayatımızın bir parçası. Gerek askerlerin çatışması gerek bombalar yollanması gerek soğuk savaş…Yöneticilerin kararı insanları, insanlar doğayı, doğa her şeyi etkiliyor ve bu kısır döngü ne zaman son bulur bilinmiyor. Bu kitapta belgesellerde ya da perdeye aktarılmış savaşların anlatılmamış kısımlarını gördüm. Evet bu kitapta Balkanlar tarafında oluşan savaş anlatılıyor fakat eminim ki dünyanın herhangi bir yerinde çıkan savaşlarda da böyle şeyler yaşanıyor. Ölen kişiler yalnızca askerler değil, çocukların, kadınların ruhu da bedeni de yok oluyor. Böylesine detaylı hayal etmemiştim ve düşünmemiştim ama Leyla sayesinde anladım ki kadın olmak gerçekten zor. Her yerde zor. Her yılda zor. Erkekler çok ama çok zor. Ağlayarak okuduğum için ağlayarak yorumluyorum. Gözyaşlarımı silerken tekrardan bu alışılmış düzenden nefret ettiğimi, bu kitaptaki gibi olan tüm varlıklardan ve böyle şeylere sebep olup bunu yöneten insanlardan tiksindiğimi söylemek istiyorum. Okuyun, ağlarsınız:((((
Leyla
LeylaAlexandra Cavelius · Pegasus Yayınları · 20167,3bin okunma
320 syf.
10/10 puan verdi
320 sf.  #kurtgölgesi /15/ @hamdiakyol_ @kapiyayinlari @bibliyofilin_kitaplari "Casusluk;masum insanların oynayacağı bir oyun değildir. Ellerin kirlenmeden, çömlek yapamazsın, unutma!.. "  Selamün AleykümBugün sizlere #polisiye türünde bir tarihi dönem romanı ile geldim...  Gerçek bir hayat hikayesinden esinlenerek kaleme alınmış
Kurt Gölgesi
Kurt GölgesiHamdi Akyol · Kapı Yayınları · 202140 okunma
Reklam
Anadolu'nun batısında, Bizans sınırlarında ortaya çıkan Osmanlı Beyliği'nin tarihî gelişiminde en önemli noktayı, Balkanlar'a geçiş ve kalıcı şekilde yerleşme siyaseti teşkil eder.
19. yüzyılın ilk yarısında Balkanlar'daki Osmanlı varlığı çifte tehdit altındadır. Dışarıda Avusturyalıların emelleri ve Rusların doymaz bilmez istekleri, içeride de Hristiyan halkların özerklik ve bağımsızlık özlemler.
Tekrar bize dönecektir...
" ... Balkanlar'ın kaybedilişi hazmedilememiştir. Hatta Atatürk'ün kitapları arasındaki notlarında, Balkanlar ve bazı yerler için , "tekrar bize dönecektir" mealinde notlar vardır... "
Sayfa 93 - Kronik KitapKitabı okuyor
Acılar zaten hiç dinmezdi dünyanın bu bölgesinde, ikinci Cihan Savaşı dünyayı kavurduğu zaman da, Balkanlar'da en büyük acılar yine Boşnaklar'dan yana düşmüştü.
Reklam
Aliya İzzetbegoviç’in dediği gibi: “ Ne yaparsanız yapın. Her şeyi unutun, ama soykırımı unutmayın. Çünkü unutulan soykırım tekrarlanır!”
Tarih boyunca kendini tekrar ve teyit eden bir hikaye vardır: Ölmeye hazır olan halklar, bunu yapmaya hazır olmayan halklara galip gelmiştir. Bu sonuncular sürekli daha zengin ve görünüşte daha güçlü olurlar. Görünüşte diyorum, çünkü güç ve zayıflık kalptedir.
Oysa Batı’da ve Hıristiyan dünyada Müslümanlara yönelik kin ve nefret damarı, zannettiğimizden çok daha güçlü biçimde varlığını sürdürüyor. Özellikle kriz anlarında, bu damardan oluk oluk kan ve öfke fışkırıyor.
Tanrıda ve Emekte Ortaklık
Şeyh Bedrettin İsyanı: Esir edilmiş, Hristiyan kale dizdarının kızı ve Doğu Romalılar'a ait olan Simavna kalesini zapt eden Osmanlı Gazisi... Bu ikilinin evliliği sonucu dünyaya gelen, İsrailoğlu Bedrettin... Babası Müslüman, annesi ise Ortodoks Hristiyan olan Bedrettin, içinde büyüdüğü kozmopolit atmosferde daha küçük yaşta zekasıyla parıltı saçıyordu. Kısa sürede alimlerin dikkatini çekti ve ilim yaşamına atıldı. Konya, Kahire ve Erdebil'de yıllar boyunca eğitim aldı. Bu sırada Azerbaycan'da oldukça popüler olan Hurûfîlik akımıyla tanıştı ve ileride yazacağı "Varidat" adlı eserinde tüm çıplaklığıyla ortaya koyacağı Panteist bir vizyon kazandı. Hurufi panteizmi, yaratan ve yaratılanın birbirinden ayrı olmadığını, tanrının, doğanın ve insanın iç içe bir bütün olduğunu ifade eden argümanları ile meşhurdu. Bu bütünlük hissi genç Bedrettin'in yüreğini müthiş bir eşitlikçilik tutkusuyla kavuracaktı. Balkanlar'a dönüş yolunda Bedrettin, yerel Kalenderi ve Babai dervişleriyle dostluklar kurarak Batı Anadolu'da popüler bir figüre dönüştü. (Tezuka Manga Dergisi Sayı 1 Yıl 2022 Sayfa 53)
Reklam
Olmadı hoca
Anadolu'nun fatihi, dolayısıyla da 'ev sahibi' olan Türkler, Balkanlar'dan ve Kafkaslar'dan gelen göçmenleri (evlâd- fatihān), kendi evine alıp onlara aş, iş, ev, ekmek ve güvenlik bahşetmiştir. Kürtlerin, Anadolu'nun fethinde Alparslan'ın ordusunda bulunmaları, Osmanlı döneminde yaşadıklan 'Kürdistan' bölgesinin 'sahibi' olma hakkını onlara verir; ancak, bugün dağıldıkları ve bulundukları bütün coğrafyayı hak etmezler. Türkiye'nin her yerinde Kürtlerin meskûn olmaları, Türklerin 'ırkçı' olmamalarının, cömertliklerinin sayesindedir.
Sayfa 130Kitabı okudu
“Atatürk’ün kitapları arasında ki notlarında, Balkanlar ve bazı yerler için, “tekrar bize dönecektir” mealinde yazılar vardır.”
Sayfa 62 - Kronik kitapKitabı okudu
Kültüründe Balkanlar ın, Avrupa’nın, Asya'nın izlerini taşıyan Türkiye gibi bir ülkede yaşıyoruz. Bu topraklarda doğmuş nice medeniyetlerin, Türk, Rum, Ermeni, Kürt ve Arap geleneklerinin karışımıyla zengin bir yelpaze çıkmış ortaya. Sanırım dünyanın en zengin, gizemli ve karmaşık bir kültür birikimini içimizde barındırıyoruz. Ve her birimiz etkileniyoruz bu kültürden ve etkiliyoruz da...
“Bir daha asla” dendi yine bol bol. Ancak İslam dünyası, Srebrenitsa’dan önce de sonra da herhangi kitlesel bir kıyıma son verebilmiş değil. Aksine, umudunu dış güçlerin birbiriyle kapışmasına bağlamış, gözü önündeki kıyımları bitkin şekilde seyreden kalabalıklara sahibiz.
“Uluslararası sistem” denilen canavar da “stratejik hesaplar” heyûlasını yedeğine alarak, Müslüman ölümlerine karşı gözlerini yummaya ve üç maymunu oynamaya devam ediyor.
1.500 öğeden 1 ile 15 arasındakiler gösteriliyor.