Onu yazmak da neymiş! Bir heykeltıraş olsaydım, ülkenin dört bir yanına büstlerini dikerdim; bir müzisyen olsaydım, ismindeki her harften yeni bir nota yaratırdım; bir ressam olsaydım, çehresini bütün boyalarıma karıştırır ve Tanrı’ya ayna tutmanın ne demek olduğunu gösterirdim insanlara! Bir Tanrı olsaydım, onu bu kadar güzel yaratamazdım!
O kadar harika bir hastaydım ve yirmi dört saate dağılmış bir gün içinde o kadar farklı ruh hallerine bürünüyordum ki, bütün bir günü benimle anca ben geçirebilirdim, başka kimse dayanamazdı buna.