Ben, daha ölmeden, hayat tarafından içi doldurulmuş bir hayvan gibiydim. O da, sahibi olduğu, sakatlanmış yarış atını vurmak zorunda olduğunu bilen biri gibi…
Artık var olmayan iki Buda heykeli,
O heykellerden çok önce ölmüş olan, Dordor ve Harmin adındaki gölgeleri,
Morfin sülfat diye bilinen bir opioid,
Bir daha be zaman duyacağımı bilmediğim Cuma’nın sesi,
Beşinci bir mevsim gibi girdiği hayatımdan sonsuza dek çıkıp gitmiş olan Felat’tan kalan bir boşluk…
Ve ben!
Olağanüstü bir aile! Mükemmel bir aile! Evcil hayvanımız bile vardı. Kâğıttan bir kurbağaydı, ama vardı!