Utku Balkan Ağadangil

Utku Balkan Ağadangil
@balkanutku
Pınar Kür
Beni onunla tanıştıran, sınıfsal tespitler yaptığı, aynı zamanda İlk romanı olan 'Yarın Yarın' da (1976- Bilgi yayınevi) bir 12 Mart romanı olarak tanımlanagelse ve örtük olarak dönemin devrimci mücadelesinin çıkmazını sergileyip eleştirsede, aslında aynı dönem İstanbul'unun biri zeki ve iyi eğitimli, aydın bir anne babanın kızı Seyda ile diğeri ise yoksul ve tutucu bir çevreden gelip vücudunu satarak dayatılan sistemde var olmaya çalışan Aysel'i; ama her ikisi de sevgisiz zengin bir kocayla birleşen bir hayata sahip iki kadını işler. Seyda için bu durum hoşnutsuzluk, Aysel içinse başarı anlamı taşır. Her ikisi de metalaşmış kadınlık durumunun örneğidir.
Edebiyat
Reklam
Benim için 19 Mayıs'ta doğmuştur deyiniz!" İyiki doğdun Mustafa Kemal! Bin yaşa Mustafa Kemal! Fotoğraf: Necdet Sakaoğlu / Atatürk ve İstanbul @ibb_kultur
Duygu ve Düşünce
Güneşi İçenlerin Türküsü 101 Yaşında! Bu bir türkü: toprak çanaklarda güneşi içenlerin türküsü! Bu bir örgü: Alev bir saç örgüsü! Kıvranıyor; Kanlı, kızıl bir meşale gibi yanıyor esmer alınlarında bakır ayakları çıplak kahramanların! Ben de gördüm o kahramanları, bende sardım o örgüyü, ben de onlarla güneşe giden köprüden geçtim! Ben de içtim toprak çanaklarda güneşi. Ben de söyledim o türküyü! İşte: şu güneşten düşen ateşte milyonlarca kırmızı yürek yanıyor! Sen de çıkar göğsünün kafesinden yüreğini; şu güneşten düşen ateşe fırlat; yüreğini yüreklerimizin yanına at! Akın var güneşe akın! Güneşi zaaptedeceğiz güneşin zaptı yakın! Nâzım Hikmet / 1924 Fotoğraf hürriyetine kavuştuğu gece Vâ-Nû'nun evinde çekilmiştir. Elektrikler kesiktir. Nâzım Hikmet o sırada kendi şiirlerini okumaktadır.
Alıntı
Çok değil, 105 sene önceydi. Mustafa Kemal İstanbul'u geri alana kadar Taksim'de işgal birlikleri, boğazda işgal donanmaları vardı. Ermeniler ve Rumlar İstanbul'a geliyor, yıllardır İstanbul'da oturuyorlarmış gibi hak iddia ediyorlardı. İstanbul'da oturan Rumlar pencerelerine Yunan bayrakları asıyorlardı. Müslümanlardan evlerini, iş yerlerini boşaltmaları isteniyor, gayrimüslimler ile aralarına büyük tartışmalar yaşanıyordu. İşgal kuvvetleri kendi jandarma ve polis teşkilatlarını, hatta kendi mahkemelerini kurmuşlar, gayrimüslimlere direnen Müslümanları yargılıyorlardı. Yetmezmiş gibi Rusya da Ekim Devriminde Kızıl Orduya yenilen Beyaz Ordu mensupları işgal devletlerinin davetiyle gemilerle İstanbul'a geliyorlardı. İşgal devletlerinin askerleri tramvay gibi topu tanışmalarda ve sokaklarda kadınlarımızı taciz ediyorlardı. Açlık, sefalet ama en kötüsü her göz odaya sinmiş olan ümitsizlik vardı. Çok değil, 105 sene önceydi... Mustafa Kemal geri alana kadar. Bin yaşa Mustafa Kemal! Fotoğrafta solda Boğazda işgal donanmaları, sağda Taksim Meydanında İngiliz birlikleri görülmektedir.
1000Kitap
16 Mart 1920 Şehzade Karakolu Baskını ve İstanbul'un Resmen İşgalinin Başlaması Önce Nâzım Hikmet'in Kurtuluş Savaşı Destanı'ndan Şehzade Karakolu Baskını'na dair şu satırlarla yer verelim: '920'nin 16 Mart'ı Bozdoğan Kemeri'nde kurşuna dizdi kafir ikimizi Ahmet oğlu Nasuh arkadaşımın adı, Reşadiyeli Veli oğlu Memed benimkisi.' Sabah 05.45 te geldi İngilizler. Maalesef su uyuyor, düşman uyumuyordu. Bir gurup asker Saraçhane yönünde gözcülük yaparken 50-60 kişilik bir işgalciler birligi Mondros Mütakeresinden evvel İstanbul'a gelmiş 10.Kafkas Tümeni'nin karargah olarak kullandığı Letafet Apartmanındaki koğuşa baskın yaptılar. İstanbul'un işgaline direnme gösterebilecek Kemalettin Sami Bey'i tutuklamak istiyorlardı. Önce Nöbetçi askerlerimize, ardından da koğuşta uyumakta olan askerlerimizin üzerine ateş açtılar. 61 askerimizin 5'i şehit düştü. Kemalettin Sami Bey orada değildi. Ardından Beyazıt'a, Bugün İstanbul Üniversitesi olan Harbiye Nezareti'ne yöneldiler. Osmanlı ordusunun kalbi olan Osmanlı Harp Bakanlığına girdiler. Anadolu'da Mustafa Kemal önderliğindeki milliyetçi harekete sağlanılan malzeme ve istihbarat yardımına dair belgelere el koydular. Hemen ardından işgal donanması toplarını Dolmabahçe'ye çevirdi ve 1918 sonunda başlayan İstanbul'un filli işgali 16 Mart 1920 günü resmen başlamış oldu.
Atatürk
Reklam