"Kuş yumurtadan çıkmak için savaş veriyor. Yumurta dunyadır. Doğmak isteyen dünyayı yok etmek zorundadır. Kuş Tanrı'ya doğru uçuyor, Tanrı'nın adı Abraxas'tır."
Kötü bir düş gibiydi adeta. Pislikler, sıvışkanlıklar, kırılıp dökülmüş bira bardakları ve alay dolu boşboğazlıklarla geçirilmiş gecelerin gerisinden kendime bakıyordum, düş gören büyülenmiş biriydim, iğrenç ve pis bir yol izleyip tedirginlikler ve acılar içinde sürünerek ilerlemeye çalışıyordum.
Oysa külüstür meyhanelerin pis masalarında bira döküntüleri ortasında ciddi konuları hayasızca alaya alarak dostlarını eğlendiren ve çoğunlukla da ürküten ben, kalbimin gizli bir köşesinde alay konusu yaptığım nesnelere saygıyla eğiliyor, ruhumun önünde, geçmişimin, annemin ve Tanrı'nın önünde ağlayarak dize geliyordum.
.
.
Ama bizimkiler kalkıp kız peşine düştüğünde, ben aralarına karışmayarak yalnız kalıyor, içimde sevgiye karşı yakıp kavurucu bir özlem, umutsuzca bir özlem duyuyordum; oysa meyhanedeki konuşmalarıma bakılacak olursa, zevk ve sefa peşinde koşan kaşarlanmış biri sayılırdım. Hiç kimse benim kadar alıngan, benim kadar utangaç değildi.