Ruh bu gençlik kuvvetleri ile beslendikçe hayatın karşısında gevşemez, gemisini her rüzgarda yürütür ,hayatı bir yük olarak değil ,bir vazife olarak görür.
Bu hayal tutkulu ,bencil bir kadının, çocuklarını büyütmek için bütün sağlığını kaybederek kimseye hayra dokunamaz hale gelen bir annenin hayali değil,bambaşka ,çok üstün, hemen hiç görülmedik bir kadının hayaliydi bütün bir kuşağın ahlaki, toplumsal hayatında payı olan yaratıcı bir anne düşünüyordu ..böyle bir amaca erişecek kadar gücü ve iradesi olup olmadığını kendine endişeyle soruyordu. Onun hayatı fethetmesine ,zorlukları yenmesine, cesaret kazanmasına yardım ediyordu.
Tutku! tutku yalnız şiirde ,sahnede güzeldir; orada aktörler ,hançerlerle ,geniş mantolara bürünüp gezerler ,öldürenler ölenlerle birlikte gidip akşam yemeği yerler.. tutkuların sonu böyle gelse iyi ;oysa her sefer arkalarında duman ve yangın kokusu bırakıp giderler, mutluluk değil.