Merhabalar,
Kitaba şimdiye kadar inceleme yazılmamış. Bunu bir haksızlık olarak gördüğüm için hemen kalemi elime aldım. Türk öykücülerinden hikayeler dinlemeyi sevenlerin tercihi olabilecek bir kitap. Bilindik bir yazar değil kendisi, kitap şans eseri elime geçti.
Yazarımız Saint-Joseph Lisesinden (dikkat edelim, buraya daha sonra döneceğim) mezun olduktan sonra branş olarak Uluslararası İlişkiler okumuş. İthaki tarafından basılan 2 öykü kitabı var. Bu kitabımız ilk öykü kitabı ve kendisine 2008 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'nü kazandırmış. Kitap ödülün hakkını fazlasıyla veriyor. Uzun yıllardır Türk öykücülüğüne ayrı ilgisi bulunan birisi olarak, yazarımızın ilk kitap için çok iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum.
Kitapta 6 tane hikaye var:
1-Tünel
2-Önce Anılar ve Çocuklar
3-Uzaktaki Işıklar
4-Rüyalarının Kızı
5-Şeffaf
6-Sula
Bu öykülerin hiçbiri aydınlık öykülerden değil. Ama böyle dediysem sanmayın ki sömürü ve ajitasyonla çok satsın diye sündürülen karanlık öyküleri kastediyorum. Tam aksine, karanlığı, olduğu haliyle, eksiltmeden, çoğaltmadan harika bir sadelik, doğallık ile ve tam bir erkek gözüyle, erkek penceresinden yazmış. Kitapta beni en çok etkileyen bu oldu sanırım. Abartı olan hiçbir şey yok. Ama o sadelikle yeri geldiğinde içinizi deşmeyi, yeri geldiğinde sizi merakta bırakmayı, kafanıza yeni sorular sokmayı büyük bir olağanlıkla başarıyor. Erkek gözüyle bakma kısmında da şöyle diyebilirim ki bırakabildiği kadarıyla bırakmış egosunu bir köşeye, en anladığı duyguları ve düşünceleri, en anladığı şekilde, olduğu haliyle anlatmaya çalışmış. Birçok erkek yazarda gördüğümüz erkek egosu kokan ve "erkek güçlüdür, yıkılmaz, bir yolunu bulur, yıkılsa da doğrulur ve kalkar" fikrini destekleyen yanlı yazıma bu kitapta hiç rastlamadım. Bir daha tekrarlayacağım ki bu