Sadece duvarlara değil, hayatlara da sinen kokular…
8/10
·384 syf.··
2026 36. kitabı
Bit Palas, ilk bakışta bir apartmanın hikâyesi gibi görünse de aslında birbirinden çok farklı insanların hayatlarının kesiştiği bir roman. Elif Şafak, sıradan görünen bir binanın kapısını açıp okuru bambaşka dünyalarla tanıştırıyor. Roman boyunca apartmanın sakinlerini tanırken yalnızca onların bugünlerini değil, geçmişlerini de görüyoruz. Her dairenin kapısının ardında ayrı bir hikâye, ayrı bir yalnızlık ve ayrı bir yük var. Bu yönüyle kitap bana, dışarıdan bakıldığında birbirine benzeyen insanların aslında ne kadar farklı hayatlar taşıdığını hatırlattı. Bit Palas’ın en dikkat çekici taraflarından biri atmosferi. Kitabı okurken apartmanın koridorlarında dolaşıyor, o ağır kokuyu hissediyor ve karakterlerle aynı binada yaşıyormuş gibi oluyorsunuz. Her yazar okurunu bir mekânın içine bu kadar kolay çekemiyor. Elif Şafak’ın güçlü kalemi burada kendini açıkça hissettiriyor. Kitaptaki karakterlerin çokluğu ilk başlarda biraz dikkat istese de zamanla bu kalabalığın romana ayrı bir zenginlik kattığını düşündüm. Çünkü kitap tek bir kişinin hikâyesini anlatmak yerine birçok hayatın birbirine değdiği noktaları gösteriyor. Roman boyunca beni en çok etkileyen şeylerden biri de görünmeyen şeylerin ağırlığı oldu. İnsanlar bazen geçmişlerini, pişmanlıklarını ve sırlarını geride bıraktıklarını sanıyorlar. Oysa bazı şeyler tıpkı o apartmanın içine sinen koku gibi kolay kolay kaybolmuyor. Bit Palas, hızlı ilerleyen olaylardan çok karakterleri ve atmosferiyle öne çıkan bir roman. Bu nedenle aksiyon arayan okurlardan çok, insanların hikâyelerini dinlemeyi seven okurlara daha fazla hitap edeceğini düşünüyorum. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey apartmanın kendisi oldu. Çünkü bazen bir bina yalnızca duvarlardan oluşmaz. İçinde yaşayan insanların sevinçlerini, kırgınlıklarını,
Bit PalasElif Şafak · Doğan Kitap · 20234,598 okunma
Puan vermedi·40 syf.·
2026 10. kitabı
kitabında mutlu ve huzurlu bir toplum anlatılıyor. Ancak bu mutluluğun devam etmesi, kötü şartlarda yaşayan bir çocuğun acı çekmesine bağlıdır. Herkes bunu bilir ama çoğu insan durumu kabul eder. Bazıları ise bunu kabul edemediği için Omelas'tan ayrılır. Kitap beni vicdan ve adalet konusunda düşündürdü. Bir toplumun mutluluğunun tek bir çocuğun acısına bağlı olması bana çok haksız geldi. Okurken sürekli "Ben olsaydım ne yapardım?" diye düşündüm. Bence Omelas'tan ayrılan insanlar da bu haksızlığı kabul edemedikleri için gitmişlerdir. Kitap kısa olmasına rağmen insanı düşündüren ve sorgulatan bir eserdi.
Omelas'ı Bırakıp GidenlerUrsula K. Le Guin · İnka Kitap · 202621 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Bazı Kitaplar Okunmaz, Keşfedilir…”
10/10
·428 syf.··
2026 13. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 21:43
Bazı kitaplar sadece bir hikâye anlatmaz; kişinin zihninde yeni kapılar açar. Osman Balcıgil’in Bilginin Efendisi kitabı da benim için tam olarak böyle bir eser oldu. Daha ilk sayfalardan itibaren insanı içine çeken gizemli atmosferi, tarih ile bilginin gücünü harmanlayan anlatımı ve merak duygusunu sürekli diri tutan kurgusuyla keyifli bir okuma deneyimi sunmuştur bana. Kitabın en etkileyici tarafı, “bilgi” kavramını sadece öğrenmek olarak değil; insanlığın en büyük hazinesi, **korunması gereken bir miras ve aynı zamanda büyük bir güç **olarak ele alması. İbn Arabî, Tapınak Şövalyeleri, Cizvitler ve kayıp bilgiler etrafında şekillenen hikâye; okuyucuyu sadece bir maceranın içine değil, aynı zamanda tarih, felsefe ve inanç dünyaları arasında bir yolculuğa çıkarıyor. Bu kitapla ben tapınak şövalyelerini tam olarak yeni oturttum kafamda. Balcıgil’in anlatımındaki en sevdiğim nokta, tarihi bilgileri kuru bir anlatımla vermek yerine onları yaşayan karakterler ve sürükleyici olaylarla birleştirmesi oldu. Kitabı okurken bir yandan “acaba sır nedir?” diye merak ederken, diğer yandan bilginin insanlık tarihindeki yerini düşünmeden edemiyorsunuz. Benim için kitabın en can alıcı tarafı: Gizemli bir hikâye anlatırken aslında okura şunu hissettirmesi: “İnsanlık tarihini değiştiren şey bazen savaşlar değil, birilerinin korumaya çalıştığı bir bilgidir.” Tarihi romanları, gizemli kurguları, eski medeniyetleri ve düşünsel yolculukları sevenler için oldukça keyifli bir kitap. Sadece bir macera romanı değil; merak ettiren, düşündüren ve okuduktan sonra araştırma isteği uyandıran bir eser. Ve yine tadında olması gerektiği gibi bir Osman Balcıgil eseri. Osman Balcıgil
1000Kitap
Bilginin EfendisiOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 2011338 okunma
Puan vermedi·40 syf.·
2026 11. kitabı
Filistinli bir çocuk olan Mansur'un hikâyesini anlatır. Kitapta hafıza askerleri insanların anılarını silerek kendilerine ait olmayan topraklara sahip olmaya çalışır. Bu durum, Filistin halkının yaşadığı zorlukları simgelemektedir. Mansur ve onun gibi insanlar ise topraklarını, geçmişlerini ve hatıralarını korumak için mücadele ederler. Kitap bana insanların vatanlarından ve kimliklerinden kolayca vazgeçmeyeceğini gösterdi. Ayrıca tek başına kalsak bile kötülüğe karşı mücadele etmemiz gerektiği mesajını verdi. En çok da geçmişi unutmamanın ve sonunda iyiliğin kazanacağına inanmanın önemini vurguladığını düşündüm.
Mansur'un AnılarıHalid Muhammed Halid · Nar Çocuk çocuk · 053 okunma
6/10
·96 syf.·
2026 15. kitabı
Merhabalar, Kitaba şimdiye kadar inceleme yazılmamış. Bunu bir haksızlık olarak gördüğüm için hemen kalemi elime aldım. Türk öykücülerinden hikayeler dinlemeyi sevenlerin tercihi olabilecek bir kitap. Bilindik bir yazar değil kendisi, kitap şans eseri elime geçti. Yazarımız Saint-Joseph Lisesinden (dikkat edelim, buraya daha sonra döneceğim) mezun olduktan sonra branş olarak Uluslararası İlişkiler okumuş. İthaki tarafından basılan 2 öykü kitabı var. Bu kitabımız ilk öykü kitabı ve kendisine 2008 Yaşar Nabi Nayır Öykü Ödülü'nü kazandırmış. Kitap ödülün hakkını fazlasıyla veriyor. Uzun yıllardır Türk öykücülüğüne ayrı ilgisi bulunan birisi olarak, yazarımızın ilk kitap için çok iyi bir iş çıkardığını düşünüyorum. Kitapta 6 tane hikaye var: 1-Tünel 2-Önce Anılar ve Çocuklar 3-Uzaktaki Işıklar 4-Rüyalarının Kızı 5-Şeffaf 6-Sula Bu öykülerin hiçbiri aydınlık öykülerden değil. Ama böyle dediysem sanmayın ki sömürü ve ajitasyonla çok satsın diye sündürülen karanlık öyküleri kastediyorum. Tam aksine, karanlığı, olduğu haliyle, eksiltmeden, çoğaltmadan harika bir sadelik, doğallık ile ve tam bir erkek gözüyle, erkek penceresinden yazmış. Kitapta beni en çok etkileyen bu oldu sanırım. Abartı olan hiçbir şey yok. Ama o sadelikle yeri geldiğinde içinizi deşmeyi, yeri geldiğinde sizi merakta bırakmayı, kafanıza yeni sorular sokmayı büyük bir olağanlıkla başarıyor. Erkek gözüyle bakma kısmında da şöyle diyebilirim ki bırakabildiği kadarıyla bırakmış egosunu bir köşeye, en anladığı duyguları ve düşünceleri, en anladığı şekilde, olduğu haliyle anlatmaya çalışmış. Birçok erkek yazarda gördüğümüz erkek egosu kokan ve "erkek güçlüdür, yıkılmaz, bir yolunu bulur, yıkılsa da doğrulur ve kalkar" fikrini destekleyen yanlı yazıma bu kitapta hiç rastlamadım. Bir daha tekrarlayacağım ki bu
Rüyalarının KızıBurak Evren · İthaki Yayınları · 202315 okunma
7/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 13:50
Benim çocukluğum cehennemim… “17 Haziran’ı bitirdiğimde geriye bir gizemden çok bir duygu kaldı. Çocukluğun bazı günleri vardır; üzerinden yıllar geçse de insanın içinde yaşamaya devam eder. Vidar’ın geçmişe yaptığı yolculuk bana bir kez daha şunu düşündürdü: Çocukluk sadece geride kalan bir dönem değil, yetişkinliğimizin sessizce taşıdığı bir yüktür. Alex Schulman, belleğin labirentlerinde dolaşırken aile sırlarını, baba özlemini, korkuyu ve hatırlamanın acısını incelikle anlatıyor. Bazı günler takvimden silinir ama insanın içinden hiç çıkmaz. 17 Haziran da onlardan biri.”
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,372 okunma