sedef beyazlığıyla parladığı gecelerde, Hz. Muhammed’in işaretparmağını kaldırarak gökyüzündeki yuvarlak ayı şak diye ikiye böldüğü şakkülkamer mucizesini dinlemeye doyamazdı orada toplananlar. İhtiyar kadınlar o anda Allah-u ekber diyerek ağlarlardı. Neden ağladıklarını soran gençlere de bir türlü açıklayamazlardı nedenini. Herhalde ölüme yakın olmanın yarattığı bir hüzün, belki de bir dehşet duygusuydu bu, korkuydu.
Hani derler ya yasamak ve görmek gerek, bu zamana bağlı bir sorundur ve bazı şeyleri görmek nasip olmazsa eğer, bu sadece yeterince yaşamadığımızdan olacaktır.
Ölüm tüm canlılar için bir miydi acaba, insan da dahil olmak üzere, hayvanları öldüren ölümle, yerdeki ottan yüz metre yüksekliğinde bir ..... ağacı da dahil olmak üzere bitkileri öldüren Ölüm yada öleceğini bilen bir adamla bir gün öleceğinin farkında bile olmayan bir atı öldüren ölümler aynı mıydı acaba?