BARAN

BARAN
Yine hayal etti. Hayal etmek kadar güzel şey yoktu. İnsanı insan eden hayal etmekti." Sait Faik Abasıyanık
şayet bir gün, ey gökyüzü kanatlanırsam bu sessiz evden ağlayan çocuğa nasıl söylerim tutsak bir kuşum vazgeç benden
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
seni istiyorum ve biliyorum asla koynuma almayacağım sen o aydın ve pırıl, pırıl gökyüzüsün ben bu kafeste bir tutsağım
ŞAİRİN GÖMLEĞİ... Ahmed Arif ve Cemal Süreya her zaman aynı meyhanede içerler, dertleşirler, şiir yazarlar ... Bir gün Ahmed Arif meyhaneye gelmez. İki gün, üç gün derken, neredeyse aradan bir hafta geçer. Cemal Süreya dayanamaz, garsona sorar : "Oğlum bizim Ahmed'i hiç gördün mü? " Garson: " Yok Cemal Abi hiç görmedim, bir haftadır uğramıyor valla. " der Bunun üzerine Cemal Süreya, Ahmed'i aramaya başlar fakat bir türlü bulamaz. En son ispirto içilen üçüncü sınıf meyhanelere bakmaya karar verir ve bu yerlerden birinde bulur Ahmed Arif'i. "Nerelerdeydin Ahmed ?" diye sorar, Ahmed Arif cevap vermez. "Oğlum söylesene, biz seninle dostuz."diye üsteler. Ahmed Arif: "Cemal, ben sana çok büyük bir hata yaptım. " der sadece. Cemal Süreya :"Ben böyle bir hata yaptığını hatırlamıyorum " dese de, "Yok yok, yaptım. Ben senin kız kardeşine aşık oldum." deyiverir Ahmed Arif. Cemal Süreya da bunun normal olduğunu söyleyerek, "Senin gibi bir insandan daha iyisini bulacak değil ya Ahmed " der. Uzun uzun konuşup dertleşirler. Cemal Süreya :" Evlen kız, Türkiye'nin en iyi şairi. " diyerek kız kardeşi Ayten'i Ahmed Arif ile buluşup görüşmesi için cesaretlendirir bile. Ayten önce şaşırır ama ağabeyinin sözünü de dinler. Zafer Çarsısı'nda buluşmak üzere sözlesirler ama o gün Ahmed Arif buluşmaya gelmez. Çok sinirlenen Ayten, durumu ağabeyine anlatır. Cemal Süreya da sinirlenir. Eliyle koymuş gibi yine aynı üçüncü sınıf meyhanede içerken bulur Ahmed Arif'i ve :" Neden kız kardeşimi beklettin? " diyerek başlar söylenmeye... Ahmed Arif ise :" Gömleğim kirliydi be Cemal, temiz bir gömleğim yoktu. O gün onun karşısına kirli gömlekle çıkmak olmazdı. " der sadece . REYHAN - Ot Dergisi
DAYAK ATILIP ÇÖPLÜKTE ÖLÜME TERK EDİLEN ŞAİR 1943'de Van'da 32 kişinin ölümü ve bir kişinin yaralanması ile sonuçlanan Muğlalı Katliamı ile ilgili yazdığı "Otuz Üç Kurşun" şiiri sebebiyle Ahmed Arif, defalarca sorgulanıyor, dövülüyor ve sonunda bir çöplükte ölüme terk ediliyordu. "Şu Bahçelievler’de manyağın biri otuz tane tavuğu çalsa, kesse, ertesi gün Ulus Gazetesi olayı dört sütun üzerinden verir. Tavuk değil bu yahu 33 tane senin vatandaşın. Hiçbir suçu yok. Tertemiz. Belki hepimizden daha suçsuz. Kimsesizlikten başka suçu yok. Kimsesiz adamlar o kadar…” “İşte bu “Otuz Üç Kurşun” şiiri yüzünden geldiler götürdüler beni. Gece sabaha kadar dövdüler. “Oku” dediler, okumadım. Dövdükten sonra o tellerden aşağı attılar beni. Orada öylece kalmışım. Sabah çöpçüler gelip buluyorlar. Sokak köpekleri gelip gelip kokladılar beni. Ödüm koptu, ölü sanıp yiyecekler diye…” OTUZ ÜÇ KURŞUN ŞİİRİNDEN Vurulmuşum Dağların kuytuluk bir boğazında Vakitlerden bir sabah namazında Yatarım Kanlı, upuzun... Vurulmuşum Düşüm, gecelerden kara Bir hayra yoranım çıkmaz Canım alırlar ecelsiz Sığdıramam kitaplara Şifre buyurmuş bir paşa Vurulmuşum Hiç sorgusuz, yargısız Kirvem, hallarımı aynı böyle yaz Rivayet sanılır belki Gül memeler değil Domdom kurşunu Paramparça ağzımdaki... AHMED ARİF

BARAN

, bir kitabı okumaya başladı
Furuğ Ferruhzad
8.4/10 · 2.636 okunma