A.E

A.E
Buz kesilmeden önce unutmamak lazım...
Beyaz yakalı torbacılık (inş)
Konstantine*
96 okur puanı
Mart 2021 tarihinde katıldı
Yunanlılar'a koşarak gelen birçok Helen hayranı, katliamı görünce ya intihar etmiş ya da Yunanlılar'ı terk etmişti. Almanyalı Doktor Wilhelm Boldemann zehir içerek intihar ederken, İskoçyalı Albay Thomas Gordon ise Yunan barbarlığını görünce asilerden ayrılmıştı. Kimi Helen hayranı da gerçekleri gördükten sonra ülkelerine dönüşlerinde "Başkalarının, benim işlemiş olduğum hataları işlememesi için bu yazıyı kaleme alıyorum. Modern Yunanistan, eski Yunanistan gibi değildir. Yunanlılar, şükran bilmeyen, gaddar ve barbar bir soydurlar" diye yazılar yazmışlardı.Yunanistan'dan ülkelerine dönen birçok Fransız subay, Yunanlılar'ı "Alçak, korkak ve iyilik bilmez bir soy!" olarak tasvir ederken Korint katliamına şahit olan Prusyalı bir subay, "Orada yalnız sefalet, ölüm ve nankörlükle karşılaşacaksınız. Size Almanya ve İsviçre'de söylenenlere inanmayınız; yaşlı bir askerin söylediklerine inanınız" demiş, Prusyalı başka bir subay ise "Eski Yunanlılar artık yoktur. Solon, Sokratis ve Dimosthenis'in yerini kör cehalet almıştır. Atina'nın makul yasalarının yerini barbarlık almıştır... Yunanlılar, basın aracılığıyla yabancılara vermekte oldukları çekici sözleri yerine getirmiyorlar" diye yazmıştı.
Sayfa 30
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Atina, Benefşe, Navarin gibi birçok kalede teslim olan Müslümanlar antlaşma şartlarına rağmen Anadolu'ya gönderilmeyerek katledildiler. Atina'da teslim olan halktan 400 kişi sokaklarda parçalanırken, Missolonghi'de 22 kişi haricinde herkes acımasızca öldürüldü. Şehirdeki Türkler'in çoğu öldürülürken, kadınlar zengin Rum ailelerin evlerinde köle olarak alıkonuldu. İmrahor'daki (Vrachori) 500 aile işkence edilerek katledildi. Yunanlılar tarafından kâfir addedilen Yahudiler de Müslümanlar gibi öldürülmüşlerdi. Navarin'deki Türkler'in hemen hemen hepsi kadın, erkek ve çocuk demeden katledilmişti. Çocuklar denize atılarak boğulmuş, bebekler kayalara atılarak parçalanmıştı. Mizistre (Lakonya) Türkleri gibi, birçokları da kaçarken yollarda katliama uğradılar. İsyanı yayıldıkça işgal edilen yeni bölgelerde de Türk katliamı tekrarlandı.
Sayfa 27
Yunanlılar'ın isyan ettiği Mora ve Attika yarımadaları ile Eğriboz Adası'nda çok sayıda Türk nüfus vardı. Rumlar isyan ettikleri yerlerde ilk olarak asırlardır beraber oldukları ve hâkim konumdayken kendilerine dokunmayan, ibadetlerine karışmayan Türk komşularını öldürerek işe başladılar.
Sayfa 26
...kendisini uzun bir süredir görmeyen kaynının odasına girdiğindeki o dehşetli bakışı! "Nasıl değişmiş miyim?" demek zorunda kalıyor İlyiç. "Evet... Bir değişiklik var..." demek zorunda kalıyor kaynı. Bir değişiklik var madem neden hiçbir değişiklik yokmuş gibi tiyatroya gitmeye hazırlanıyor karısı yüzünde pudra izleri. "Karısının süsü gücüne gidiyordu" İlyiç'in. Ya kızı Liza! O da süslenmiş, genç bedenini sergileyen elbisesiyle babasının yanına gelmişti. Tolstoy bu manzarayı şöyle taşıyacaktı romanına: "Kızı süslenmiş, genç, nesi varsa ortada vücuduyla odaya girdi. İvan İlyiç'e vücudu sonsuz ızdırap çektirirken o kendi vücudunu teşhir ediyordu." Evden çıktıklarında İvan İlyiç kendini daha iyi hissetti. "Yalan gitmiş: onlarla beraber çıkmıştı, ama ağrılar kaldı.."
Sayfa 79·Kitabı okudu
Başkaları kendisi gibi hırsları yüzünden yok olmasın diye konuşuyordu susma vaktinde, başka bir şey için değil. Öğüt bu kimse kulak vermese de geri durmak ne mümkün: Candan ol, ama bayağılaşma. /Sınanmış dostlarını çelik kelepçelerle bağla ruhuna. / Ama mertliğe erişememiş her yeni yetmeye, / Elini uzatıp da nasır bağlatma avuçlarına. Kavgaya girmekten sakin, / Ama girmişsen bir kere, Öyle vuruş ki, karşındaki korksun senden. / Herkese kulak ver, ama az kullan dilini. / Herkesin fikrini al, ama kendine sakla düşünceni. /Kesen el verdiğince güzel giyinmeye bak, / Ama süslü olmasın. / Zevkli giyin, ama gösterişe kaçmasın. (...) Ne borçlu ol, ne alacaklı. / Çünkü borç veren, Çoğu kez hem parasından olur, hem dostundan. / Borç almaksa, tutumluluğu köreltir. Hepsinden önemlisi kendine karşı dürüst ol; O zaman kimseyi aldatamazsın. / Gece ve gündüz gibi art arda gelir bunlar. / Güle güle. I Amacına ulaşman için, öğütlerim yol göstersin
Sayfa 74·Kitabı okudu