Bir dakika öncesinin kuvvetli, kabına sığmayan, doğanın güçlerine boyun eğdirmekle övünen adamı, şimdi tam da o güçlere karşı hayatta kalma mücadelesi veriyordu; Kuzey topraklarında yolculuk edenlerin evdeki hesabına eklenen bir litrecik su, işte bunca değişikliğe neden oluyordu.
Ölüme uyuyarak varmak ne güzel bir fikir diye düşündü. Sanki yatıştıcı bir ilaç almış gibi olacaktı. Donmak, insanların sandığı kadar kötü bir şey değildi. Ölmenin çok daha feci yolları vardı.
Hayat böyleydi işte! Ne kadar boş, ne kadar kısaydı... Sadece hayattakilerin canı acırdı. Öldükten sonra acı duyulmazdı. Ölmek, uyumak demekti. Durmak, istirahat etmekti.