Varoluşlarını kendilerine egemen olanların onları tanıması yoluyla haklılaştmaya çalışan sömürgeleştirilen veya ırksal anlamda tabi kılınan tebaa aslında egemeni meşruiyet standardı haline getirir.
Sömürgecilik ne düşünen bir makine ne de muhakeme yeteneği olan bir bedendir. Sömürgecilik çıplak şiddettir ve ancak daha büyük bir şiddetle karşılaştığında boyun eğer.
Milliyetçi siyasi partiler hiçbir zaman sömürgecinin karşısına dikilme ihtiyacı üzerinde durmazlar, çünkü amaçları hiç de sistemin radikal bir şekilde devrilmesi değildir. Pasifist, yasalcı ve aslında düzenin, bu yeni düzenin yandaşı olam bu siyasi gruplar, kendileri için temel önemdeki bir şeyi sömürgeci burjuvaziden nobranca isterler: “Bize daha fazla iktidar verin!”
Sömürgelerdeki kilise beyaz adamın kilisesidir. Bu kilise sömürge halkını tanrı yoluna değil, beyaz adamın yoluna, efendinin yoluna, ezenin yoluna çağırır
Sömürgeci, sömürge halkının alanını fiziksel olarak, yani ordu ve polis yardımıyla sınırlandırmakla tatmin olmaz. Sömürgeci, sömürge talanının totaliter karakterini sanki açıklamak ister gibi, sömürge halkını bir tür katmerli kötülüğe dönüştürür. Sömürge toplumu yalnızca değerlerden yoksun bir toplum olarak tanımlamakla kalmaz. Sömürgeci, sömürge dünyasında bu değerlerin yok olduğunu, hatta hiç var olmadığını ilan eder, yalnızca değersiz olmakla kalmadığı, aynı zamanda değerleri inkar ettiği de ilan edilir.