bilgeliğin kutsadığı şeylere zarar vermek mümkün değildir, hiçbir çağ onları yıkamayacak ve azaltamayacak, aksine sonraki, takip eden her çağ onlara gösterilen saygıyı her daim daha da ileriye taşıyacak, zira sadece yakından hasetle bakılırken, uzağımızdaki şeylere daha dürüstçe bir hayranlık duyarız.
Anne babamızı seçmenin elimizde olmadığını, onların şansa göre insanlara verildiğini söyler dururuz, buna karşılık gerçekten kimin çocuğu olacağımız bizim kararımıza bırakılmıştır. En soylu zihinlerden oluşan aileler var, hangisine evlat olarak kabul edilmek istiyorsan, onu seç, sadece ismen o aile tarafından evlat edinilmeyeceksin, aynı zamanda mallarını miras alacaksın, ki onu rezilce ve pintice koruman gerekmeyecek. Sen ne kadar çok insana dağıtırsan, bu malvarlığı o kadar artacak. Bu malvarlığı sana ebediyetin yolunu açacak ve seni kimsenin indiremeyeceği bir konuma yükseltecek. Ölümlülüğün sınırlarını genişletmenin, başka deyişle onu ölümsüzlüğe çevirmenin tek yolu budur.
Bunlardan hiçbiri seni ölmeye zorlamayacak, hepsi sana ölmeyi öğretecek; hiçbirisi senin yıllarını harcamayacak, kendi yıllarını sana aktaracak; onlarla yaptığın konuşma tehlikeli, kurduğun dostluk ölümcül, onlara gösterdiğin saygının bedeli de ağır olmayacak.
Nankörlük etmediğimiz sürece, kutsal fikirleri olan o olağanüstü kişiler bizim için doğmuş ve bize bir yaşam hazırlamıştır. Başkalarının çabasıyla, karanlıktan aydınlığa çıkmış en güzel şeylere yönlendiriliriz, hiçbir çağla ilgili bize bir yasak konmaz, hepsine kabul ediliriz ve ruh yüceliğimiz sayesinde insani zayıflığın dar sınırlarını aşmamız mümkün olursa, içinde dolaşabileceğimiz zaman genişler.