Yaşanılan deneyimler bedende kendine bir yer seçer ve zaman zaman kendini gösterir. Özellikle endokrin ve bağışıklık sistemi işleyişleri, bedenin yaptığı bu kayıtlardan payına düşeni alır. Kronik stres gibi, stres hormonlarının seviyesini uzun süreli yükselten durumlar; artrit, alerji ve
astım gibi otoimmün hastalıklara yol açabilen yüksek inflamatuar yanıtlarla ilişkilendirilir.
Beyin sürekli olarak toksik bir ortama maruz kaldığında, kendini o ortamdan korumak ister ve yapacağı ilk şey kendini kapatmak olacaktır. Temel beyin fonksiyonlan elbette çalışmaya devam eder ancak büyüme hızı yavaşlar, yaşadıklarını kavraması ve işlemesi gecikir.
Çocukluk döneminden itibaren uzun süreli toksik strese maruziyet, vücudun stres anında salgıladığı adrenalin ve kortizol hormonlarına bağımlı olunmasına sebep olur. Çocukluğunda sürekli strese ve gerilimli bir aile hayatına maruz kalmış kişiler , çocukluktan kalan bu bağımlılıkları sebebiyle sakin ve huzurlu anlarda bile iç sıkıntısı
yaşarlar ve ciddi anlamda stres yoksunluğu/ihtiyacı hissederler.
İnsan vücudu sürekli açık olan bir kayıt cihazı gibidir. Bebeklikten başlayıp, çocukluğa ve yetişkinliğe kadar tecrübe edilen hemen her
deneyim kaydedilir. Özellikle yaşamın ilk yıllarında bu kayıt cihazı, tıpkı pilleri yeni takılmış bir alet gibi çok daha iyi çalışır. Tertemiz zihnine ve henüz olgunlaşmamış hücrelerine kaydetmeye baslar
her şeyi.