Wolfang Schorlau’nun polisiye serisinin başrolünde polislikten ayrılmış ve Stuttgart'a taşınarak özel dedektif olarak hayatını sürdürmeye karar vermiş Georg Dengler var. Teşkilatın yükselen yıldızlarından biri iken yaşadıkları zaman içerisinde onu yaptığı işten uzaklaştırır.
Hızla ilerlemiyor olmasına rağmen yazarın o kadar akıcı bir dili var ki sayfalar resmen akıp gidiyor.
Shorlau’nun temel özelliği gerçek olayları kurgu içerisinde yerleştirerek yeniden anlatması. Kendi deyimiyle “gerçek suç vakalarını edebiyat yoluyla” yeniden inceliyor.
Kitabı daha iyi anlamak için, olay örgüsünün yaşandığı dönemi en azından genel hatlarıyla bilmekte fayda var. Berlin duvarının yıkılışı, Sovyetlerin dağılışı gibi tarihi gelişmeleri aklınızın bir köşesinde tutarak okuduğunuzda kızıl ordu fraksiyonunu da yapılan eylemleri de daha iyi anlıyorsunuz ve bu kitaptan aldığınız zevki kat kat artırıyor.
Son olarak belirtmek istediğim bir husus daha var; İletişi Yayınları kitapları seriyi takip ederek dilimize kazandırmamış. Ancak konular birbirinden bağımsız olduğu için bu pek de bir sorun yaratmıyor.