Tanrım, belki de dualarımı duymuyorsun. Ama ben hiçbir zaman seni etkilemek adına dua etmedim; kendi davranış tarzımı etkileyebileceği umuduyla dua ettim.
Adem’le Havva’nın hikayesini düşün. İlk insanların iskeletleri dünyanın çeşitli yerlerinde bulunduktan sonra kilise bu hikayenin bire bir doğru olamayacağını kolayca kabullendi ama bir alegori olarak önemini koruduğunda ısrarcı oldu. Bugün bütün kadınlarla birlikte sen de, ben de, gelenek dışında hiçbir nedeni olmaksızın, Havva’nın gölgesinde yaşamaya devam ediyoruz.
HAZİRANDA ÖLMEK ZOR
işten çıktım
sokaktayım
elim yüzüm üstümbaşım gazete
sokakta tank paleti
sokakta düdük sesi
sokakta tomson
sokağa çıkmak yasak
sokaktayım
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!
havada tüy
havada kuş
havada kuş soluğu kokusu
hava leylâk
ve tomurcuk kokuyor
ne anlar acılardan/güzel haziran
ne anlar güzel bahar!
kopuk bir kol sokakta
çırpınıp durur
çalışmışım onbeş saat
tükenmişim onbeş saat
İngilizcedeki “aspiration” sözcüğünün hem tutku hem de soluma anlamına gelmesi tesadüf değil.
Konuşurken, düşüncelerimizi fiziksel bir forma sokmak için ciğerlerimizdeki nefesi kullanırız. Çıkardığımız sesler hem niyetlerimiz hem de yaşam gücümüzdür.