Her biri roman olacak kadar doyurucu,düşündürücü, akıcı öyküler mi arıyorsunuz? Evet, Nefes bunun için doğru bir seçim.
.
Ted Chiang 9 öyküde 9 evren sunuyor. Uzak geçmişten uzak geleceğe farklı dönemlerde geçiyor bu öyküler.
Bilim kurgu mu demeli? Ütopik ve distopik dünyaların karışımı mı? Adlandırmaları bir kenara bırakıp şunu diyebilirim: kesinlikle çok etkileyici!
İlk sayfa şöyle başlıyor:
“Ey iman edenlerin komutanı yüce halife..”
Nasıl dedim, halife mi dedi o?
Sonra zamanlar arasında geçişi sağlayan kapıları olan bir simyacıyı dinledim Chiang’dan.
Bu öykünün şaşkınlığını üzerimden atamamışken;kendi beyinlerimizin içini görebileceğimiz bir döneme çevirdim sayfaları..Ve son sayfaya dek büyük keyifle okudum gerçekleşmesi mümkün kurguları..
.
Kitaba dair diğer bir olumlu özellik hikayelerin de hikayelerini yazmış olması yazarın.Okuduğu bir kitap, bir fizik kuralı,kadercilik gibi itici güçleri (ilhamı demek de mümkün) anlatmış olmasını çok sevdim.
Çünkü -özellikle bilim kurguda- okuyucuların aklında şu beliriyor: “yahu nereden geliyor bu fikirler insanların aklına”. Ted Chiang bu soruyu cevapsız bırakmıyor-
.
Yazarın (beyazperdeye de çevrilmiş olan) Geliş kitabı da elimde mevcut,onu da arayı soğutmadan okumak gerek!
.
Çeviride Kıvanç Güney yer alırken; kapak tasarımı Sancar Dalman çalışması.
Her biri birbirinden güzel, zekice kurgulanmış, ufkunuzu genişleten 9 bilim kurgu öyküsünden oluşan kitap, çok beğenerek 2 defa izlediğim Arrival filminin de yazarı olan Ted Chiang'ın kaleminden çıkmış.
Okurken adeta Black Mirror izliyormuş gibi hissettim. Yalnız bilim kurgu okumak izlemekten daha zor çünkü bilimsel terimler çok fazla. Konuyu anlayana kadar biraz beyniniz yanıyor.
Öykülerin her biri tek başına bir film konusu olabilecek şekilde dâhiyane fikirlerden oluşuyor. Yazarın kitabın sonunda her öykünün fikirlerinin aklına nereden geldiğini anlatması da çok hoş bir ayrıntı olmuş.
Gelecekte teknoloji daha da ilerlediğinde, yapay zekalar tümüyle hayatımıza girdiğinde, evcil hayvanlar gibi sanal dünyadaki hayvanları eğittiğimizde, beslediğimizde, tüm hayatımızı isteyerek kayıt altına aldığımızda, yüzleşmemiz gereken sorunlar neler olacak, ahlâkî olarak hangi kararları vermek zorunda kalacağız ya da özgür irademiz gerçekten var mıdır, paralel evrenlerde farklı şartlar altında olsak yine de bazen hayatımız boyunca pişman olduğumuz, suçluluk hissettiğimiz aynı kararları verir miydik? Bu ve bunun gibi geniş kapsamlı sorular sormamıza ve düşünmemize sevk ediyor kitap. Ben okurken çok zevk aldım, favorilerim 1. 5. ve 9. öyküler oldu. Tüm bilim kurgu severlere tavsiye ederim.
Hayal gücü, kurgu yeteneği ve bilgi zenginliği olan devasa bir eser... (Aslında biliyorsunuz ki bunların hepsi yazarın özellikleri.)
İlk defa okudum Ted Chiang'ı. Black Mirror edasıyla adeta..
Uzun uzun roman yazıp insanı bu ağır (anlaşılması ve önemi) konularla sıkmaktansa tam kıvamında olan, tadından yenmeyen dokuz hikaye ile çıkmış karşımıza.
Hangisi daha iyiydi diye düşündüm kitabı kapattığımda, sanırım hepsi ayrı ayrı çok iyiydi.
Bi kere adam efsane bilgi dolu. İkidir incelemelerimde aynı cümleyi kuruyorum ama tamamen tevafuk oldu.
Bir şeyleri bilen birinin bilgi aktarması da özel yetenektir kanımca. Chiang öyle biri mesela. Bilmeden bunca kurgu yapılamazdı, keza kitabın sonunda da tüm hikayeleri için ayrı ayrı yazma sebepleri ile birlikte ufak ufak paylaşımda bulunmuş.
Baktım ufak tefek aslında Black Mirror'ın özellikle bi bölümü çok benziyor, kurgu alınmış ya da esinlenmiş olabilir mi diye, ancak Türkçe kaynaklarda böyle bir bilgiye erişemedim neticede.
Ayrıca Arrival adlı film de kendilerinin eseriymiş. Okuma aralarımda gerek hikayelerden, gerekse yazara ait de birçok araştırma yaptım. Geliş adlı eseri...
Müslümanlık hakkında da net bilgiye sahip ve bi hikayesine Müslüman karakter seçme sebebi de imanın şartı münasebeti ile olmuş. Bütünlük sağlamış mı? Kesinlikle evet.
Okurken virüs hakkında bir röportajına da rastladım.
Okumazsanız bir şey kaybettirmez belki ama okursanız da ibretlik not düşeceğiniz birçok sayfanız olur.
Sevgiler
Nefes, insanın varoluşuna, anlam arayışına dair sorgulamalar, keşfetme ihtiyacı altında yatan güdüler, ilişkilerin devamlılığına etki eden psikolojik yapılanmalar, karar verme özgürlüğü gibi öğeleri vurgulayan ve her biri içsel bir yolculuk içeren bilimkurgu ve fantastik türlerinin harmanlandığı 9 etkileyici öykü içeriyor. Yazardan ilk olarak Geliş'i okumuş ve çok beğenmiştim. Aynı şekilde Nefes de kurgusal zenginliği, bilimsel bilgileri ve hikayenin içine çeken yalın anlatımı ile etkilendiğim bir kitap oldu.
En beğendiğim öyküler; Simyacının Kapısı ve Tacir, Nefes, Olgusal Gerçeklik ve Duygusal Gerçeklik ve Kaygı Özgürlüğün Baş Döndürücülüğüdür oldu.
Simyacının Kapısı ve Tacir; zaman yolculuğunu, içinde yer verdiği masallar aracılığıyla geçmişlerine ve geleceklerine anlam verme ihtiyacında olan insanlara değinerek işliyor.
Nefes; Farklı bir evrende yaşayan bir yaşam formunun hayatının devamını sağlamak için kendisini, çevresini anlamlandırma sürecini ve kaynak arayışını konu alıyor.
Bizden Beklenen; "Geleceği seçimlerimizle belirleyebilir miyiz, yoksa mutlak, değişmez bir senaryoda özgür irade yanılsamasını mı yaşıyoruz?" sorusunu vurguluyor.
Yazılım Nesnelerin Yaşam Döngüsü; sanal dünyaya ve yapay zeka ile bağ kuran insanlara odaklanıyor.
Dacey'nin Patentli Otomatik Dadısı; 1900'lü yıllarda insan bakıcıların çocukların rasyonel gelişimine engel olduğu inancı ile robot dadı üretimine yönelen Dacey ailesinin hikayesini işliyor.
Olgusal Gerçeklik, Duygusal Gerçeklik; yaşamın her anını kaydeden bir teknolojinin keşfedilmesi ile kusursuz hafızaya ulaşmanın kişilerarası ilişkilere etkisini irdeliyor.
Büyük Sessizlik; bir papağanın bakış açısından; insanın evrende yalnız olmadığını kanıtlama ihtiyacının ve yaşamın anlamının değerlendirilmesi resmediliyor.
Evrenin
Ted Chiang’ın Nefes’i 9 adet bilimkurgu öyküsünden oluşuyor. Birbirinden bağımsız konulara sahip öykülerin anlatım dili sade ve konular ilgi çekici olduğundan keyifli ve hızlı bir okuma oldu. Bazı öykülere değinirsem:
Simyacının kapısı ve tacir, zaman yolculuğunu işleyen çok katmanlı ve gerçekten düşündürücü bir öyküydü. İslami bir temaya sahip kitapta Bağdat şehrine konuk oluyoruz. Zaman makinesi ise mekanik bir cihaz değil Rick and Morty’de gördüğümüz gibi portalımsı bir kapı. Bu öykü benden tam puan aldı.
Kitaba ismini veren Nefes öyküsünde insandan ziyade cyborg halindeki bireylerin yaşadığı bir dünya tasvir ediliyor. Bu dünyada bireyler ihtiyaç duydukları hava akımını elde edebilmek için aynı pil değiştirir gibi mekanik ciğerlerini değiştiriyorlar. Bu toplumdan biri beyinlerinin nasıl çalıştığını merak eder ve kendi mekanik beynini açarak bunu öğrenmeye çalışır.
Bizden beklenen isimli öyküde öngörücü isimli bir cihazdan bahsediliyor. Cihazın çalışması çok basit gibi görünse de sebep olduğu şey çok düşündürücü. Cihaz bir tuş ve bir lambadan oluşuyor. Tuşa her basılmaya çalışıldığında ışık kişi tuşa basmadan yanıp sönüyor. Ne yaparsanız yapın ışığı gördükten sonra tuşa basamıyorsunuz. Bu basit düzenek yaşam çizgisinin değiştirilemeceği yani özgür iradenin olmadığını ortaya koyuyor. Bu çıkarım insanlarda yaşamlarının anlamsız olduğu algısını oluşturuyor.
Yazılım nesnelerinin yaşam döngüsü, kitabın en uzun öyküsü. Çok güzel bir konuya sahip ama benim fikrime göre çok uzatılmış ve bu durum öykünün tadını kaçırmış. Sanal bir dünyada dijital organizmalar yani dijiyantlar üretiliyor. Bu dijiyantlar yapay zekaya sahip adeta birer çocuk konumunda yaşamlarına başlıyorlar. Eğitimcileri onları eğitip çeşitli beceriler kazandırıyor. Dijiyantlar zamanla zekalarının da
Çok düşündüren cok enteresan bir kitap. Icinde yer verilmis farkindaliklar insanı daha yüksek bir bilinç seviyesine tasiyabilecek nitelikte. Kesfetmeyi sevenlere tavsiyemdir.
Birbirinden güzel hikayelerle bezenmiş bir kitap. Özellikle ilk 2 hikaye çok güzel. İlk hikayedeki zaman yolculuğunun anlatımı çok zekice. Tüm hikayeler gayet başarılı ancak ben ilk 2 sini çok daha fazla beğendim.
Öncelikle şunu belirteyim ben bu kitabın yaklaşık bir yıldır, çıktığı günden beri çevirisinin yapılmasını bekliyorum, orjinal dilinden okuyabiliyor olsam bile benim için hiçbir şeyini kaçırmamak çok önemliydi. Her ay en az bi defa Monokl kitap yayın evine ne zaman geleceğini soruyordum.
Ted Chiang’i geliş isimli filmi çok beğenip aslında bu filmin ilham kaynağının “Hayatının hikayesi” isimli bir kısa öykü olduğunu duuyunca merak edip “Geliş” isimli kitabını almıştım. Yazarın kaleminden çıkan hikayeler çok başarılı. Kitabın çevirisi de enfesti. Ancak burada hikayelerden bahsedip beklenti yükseltmek istemiyorum. Çünkü özellikle bilimkurgu konusunda kısa hikayeler bazen insanları hayal kırıklığınına uğratabiliyor.
Neyse gelelim Nefes kitabına.
Kitabın ilk cümlesi “Ey iman edenlerin komutanı yüce halife…”
“Nasıl lan?” Dedim. Kitabn kapağını çevirip tekrar baktım yanlış kitabı mı aldım diye. Ama almamışım. Neyse diyerek devam ettim okumaya. İlk hikaye simyacının zamanda yolculuk yapmayı sağlayan kapısını anlatıyor. Ve hem yaşandığı çağı (ortaçağ) hemde bölgeyi oldukça iyi resmediyor. Okurken bir alaaddin hikayesi etkisi de almadım değil. Yazar hem kültürü hem de o kültüre bilimkurguyu çok güzel oturtmuş. Bu çağdan özellikle de bir bilimkurgu yazarının böyle iyi tarihi anektodalara dokunması beklemiyorum. En başında da zaten şaşırmamın sebebi buydu. İlk hikayeyi okuyup bitirdikten sonra her birinden birer kitap daha çıkabilecek 8 tane daha öykü bulunuyor. Özellikle tüm platformlarda bilimkurgunun yükselişe geçmesiyle Chiang’in öykülerine şans verilebileceğine inanıyorum. Yazar kitabın son kısmında hikayelerin nerelerden esinlenildiğini yani hikayelere dair notlar ile öykülerin de öykülerini anlatmış, kitabı okuduktan sonra bu da çok tatlı bir detaya dönüşüyor. Kitapta
Ne yalan diyeyim beğenmedim. Öyküler bana vasat geldi. Bazısı çok gereksiz uzatılmıştı. İnanılmaz sıkıldım. Güzel konular bulmuş yazar fakat okuyucuya geçmesini sağlayamamış. Hareketsiz, tek düze anlatımını beğenmedim.
Arrival'ın aslında bir kitap adaptasyonu olduğunu öğrendiğimde, derhal eserin yazarının diğer çalışmalarını keşfetmeye atıldım. Filmin uyarlandığı kitap olan 'Geliş' haricinde en çok gözüme çarpan parça 'Nefes' oldu. İlk bölümü bitirene kadar kitabın antoloji ürünü olduğundan bihaberdim. Açıkçası hikayelerin hiçbirisini beğenmedim. Okumamın üzerinden aylar geçmesine rağmen eleştiriyi yazmaya ancak şimdi elim vardı çünkü kanımca oldukça sıkıcı ve bayat bir anlatıydı.
Chiang her öyküsünde oluşturduğu dünyanın terminolojisine öylesine odaklanıyor ki, ortadaki hikaye bir noktadan sonra etkisini yitiriyor. Afili bilimsel terimler kullanma pahasına kimi zaman basit durumlar sayfalar sürüyor. 'Simyacının Kapısı ve Tacir' ile 'Nefes' yine fena değildi, okurken benliğinizi sorgulamanıza zemin sunan olguları işlemiş fakat geri kalanı... hele ki sanal hayvanları içeren hikaye... tüm çabalarıma rağmen kitabı bir türlü kabullenemedim. Üzgünüm Chiang, kalemin okuma zevkimle pek uyuşmuyormuş.
Ted ChiangNefes