“Bir çocuk yetişkinlerin açığını ilk kez yakaladığında -yetişkinlerin ilahi zekaya sahip olmadığı, kararlarının mutlaka akıllıca, düşünüşlerinin doğru ve hükümlerinin adil olmadığı ilk kez o küçücük ciddi kafasına dank ettiğinde- dünyası başına yıkılır, paniğe kapılır. Tanrılar devrilmiş, güvenlik kalmamıştır.”
Böll’ün Cüce ile Bebek kitabı, savaşın geride bıraktığı enkazı sıradan insanların gözünden anlatıyor. Kahramanları çoğu zaman yoksul aileler, çocuklar ya da savaş gazileri; yani hayatın en kırılgan yanını taşıyanlar.
Öykülerde büyük sözler yok, ama küçük ayrıntılarla derin yaralar açılıyor. Bir oyuncak, bir bakış ya da suskunluk, savaşın gölgesini tüm ağırlığıyla hissettiriyor. Kitabın adındaki cüce ile bebek, aslında insan ruhunun çarpıklığıyla masumiyetini yan yana koyuyor.
Böll’ün yalın dili, bu hikâyeleri daha da çarpıcı kılıyor. Cüce ile Bebek, yıkıntılar içinde bile insan kalmanın, vicdanı korumanın ne kadar zor ama ne kadar gerekli olduğunu hatırlatıyor.