basakkiii

basakkiii
@basakkiii
“Bazı kitaplar tadılmak, bazıları yutulmak, çok azı da çiğnenip sindirilmek içindir.” Francis Bacon
öğretmen
Lisans
1 Mayıs
51 okur puanı
Ağustos 2025 tarihinde katıldı
basakkiokumalar
Şu anda okuduğu kitap
7/10
·296 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Mart 2026 12:51
Şampiyonlar Kahvaltısı’nı okurken, Vonnegut’un dünyasına zaten aşina olduğum için metne yabancılık çekmeden girdim. Onun o kendine has alaycı dili, anlatının içine girip çıkma biçimi ve kuralları bilerek bozması benim için sürpriz değildi. Tam tersine, daha ilk sayfalardan itibaren “evet, yine bildiğim Vonnegut” hissi oluştu. Bu kitapta da yazarın absürt ile gerçeği iç içe geçirme biçimini oldukça belirgin buldum. Anlatının arasına serpiştirdiği çizimler, okurla doğrudan konuşması, hikâyeyi istediği yerde kesip başka bir yere sıçraması… bunlar onun anlatı tarzının bir devamı gibi geldi bana. Ama bu sefer sanki biraz daha serbest, biraz daha dağılmaya izin veren bir yapı kurmuş. Kilgore Trout karakteri yine merkeze yakın bir yerde duruyor ama onu sadece bir karakter gibi değil, Vonnegut’un düşüncelerini taşıyan bir araç gibi okudum. Zaten daha önceki kitaplarından bildiğim o “yazarın metnin içinde dolaşması” hâli burada da oldukça belirgin. Bu yüzden kitapta olup bitenleri takip etmekten çok, yazarın nasıl düşündüğünü izliyormuşum gibi hissettim. Dili yine deceptively (aldatıcı biçimde) sade. Okuması kolay gibi ama altına indikçe katman katman açılıyor. Özellikle gündelik olanı tuhaflaştırma konusunda Vonnegut’un ne kadar ustalaştığını bir kez daha fark ettim. Daha önceki okumalarımdan bildiğim o bakış açısı burada da korunmuş, hatta bazı yerlerde daha da belirginleşmiş. Benim için Şampiyonlar Kahvaltısı, Vonnegut’un dünyasına giriş kitabı değil de, o dünyayı biraz daha içeriden görmek gibi oldu. Onun anlatı oyunlarına alışık olduğum için metnin dağınık görünen yapısı beni rahatsız etmedi; aksine, yazarın neyi nasıl kurduğunu fark etmek ayrı bir okuma zevki verdi. Bittiğinde yine klasik bir “hikâye” değil, Vonnegut’un zihninden geçenlerin izini sürmüş gibi
Alıntı
Şampiyonların KahvaltısıKurt Vonnegut · Can Yayınları · 20213 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
6/10
·454 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 12 Şubat 2026 20:00
Şibumi’yi okurken iki farklı kitap okuyormuşum gibi hissettim. Özellikle Japonya’da geçen bölümler beni gerçekten içine çekti. Oradaki atmosfer, disiplin, estetik anlayış… hepsi çok iyi verilmiş. Trevanian’ın Uzak Doğu’ya bakışı yüzeysel değil; kültürü, dili, hatta düşünme biçimini hissettirmeye çalışıyor. O kısımları okurken yavaşladım, altını çizdiğim yerler oldu. “Şibumi” kavramının o sade ama derin anlamı da en çok bu bölümlerde kendini gösteriyor bence. Ama ne zaman hikâye o coğrafyadan uzaklaşıyor, benim ilgim de aynı oranda düşüyor. Açıkçası sonraki bölümler bana daha yapay ve zorlama geldi. Özellikle aksiyon ve casusluk tarafı devreye girdikçe kitap sıradan bir “çok zeki, çok güçlü adam” hikâyesine kayıyor gibi hissettim. Karakterin neredeyse kusursuz olması bir yerden sonra etkileyici değil, yorucu olmaya başladı. Bir de şu var: ilk kısımlarda kurulan o derinlik, o sakin ve düşünsel ton, ilerleyen bölümlerde yerini daha hızlı ve yüzeysel bir anlatıma bırakıyor. Bu geçiş bana çok keskin geldi. Sanki yazar başta başka bir kitap yazıyormuş da sonra fikrini değiştirmiş gibi. Yine de hakkını vermek lazım, Japonya bölümleri için bile okunur bu kitap. Oradaki anlatım, detaylar ve yaklaşım gerçekten akılda kalıcı. Ama genel olarak baktığımda, benim için yarım kalmış bir potansiyel hissi bıraktı. Baştaki derinliği sonuna kadar taşıyabilse çok daha güçlü bir kitap olurdu diye düşünüyorum.
Alıntı
ŞibumiTrevanian · E Yayınları · 20249,5bin okunma
10/10
·92 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 13:16
Şule Gürbüz’ün Kambur’unu okurken kendimi bir hikâyenin içinde ilerliyormuş gibi değil de, birinin zihninin içinde dolaşıyormuş gibi hissettim. Kitap bittiğinde aklımda net bir olay örgüsünden çok, içime çöken bir duygu kaldı. Sanki anlatılan şey dışarıda yaşananlardan çok, insanın kendi içine doğru bükülmesi, kendi ağırlığıyla eğilmesi. En çok diline takıldım. Bazı cümleleri bir kere okuyup geçemedim; dönüp tekrar baktım, hatta bazen durup düşündüm. Gürbüz’ün dili düz anlatan bir dil değil, dolaşan, kıvrılan bir dil. Bu yüzden okuması kolay değil ama tam da bu yüzden etkileyici. Metin beni sürekli yavaşlatıyor, acele etmeme izin vermiyor. Kitaptaki “kamburluk” meselesini de sadece fiziksel bir durum olarak okuyamadım. Daha çok içsel bir eğrilik gibi geldi bana. İnsan bazen kendi içine o kadar kapanıyor ki, dış dünyayla bağını kaybediyor. Kitaptaki anlatıcıda da bunu hissettim. Yalnızlık, mesafe ve biraz da kırgınlık metnin her yerine sinmiş gibiydi. Açıkçası klasik anlamda bir karakter ya da olay bekleyen biri olsam zorlanırdım. Çünkü burada tutunacak net bir hikâye yok. Ama ben bunu bir eksiklik gibi görmedim. Daha çok bir ruh hâlinin peşinden gidiyormuşum gibi okudum. Sanki biri bana bir şey anlatmıyor da, kendi içinden geçenleri fark ettirmeden gösteriyor. Kambur bana kolay bir okuma deneyimi sunmadı ama iz bıraktı. Bitirdikten sonra bile bazı cümleleri aklıma geldi. Tam olarak ne anlattığını tarif etmek zor ama hissettirdiği şey oldukça belirgin: içe doğru çöken bir ağırlık. Benim için kitabın değeri de tam olarak burada. KamburKambur
Alıntı
KamburŞule Gürbüz · İletişim Yayıncılık · 20198,6bin okunma
4/10
·520 syf.··
2025 48. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 15 Kasım 2025 20:14
Yazarın çok iyi kurduğu bu politik taşlamanın zaman zaman alegoriyi aşırı kullanması okuru metnin dışına itiyor. Roman fantastik, alegorik, aşk, felsefi ve politik türleri harmanlamış. Bu kadar çok katmanın bir arada bulunması yapısal bütünlüğü zayıflatmış, özellikle Şeytan’ın Moskova’ya gelişi ile Pilatus bölümlerinin geçişlerinde kopukluk yaşanmış. Bazı bölümlerde üslup ve tempo dengesiz.
Alıntı
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma
5/10
·60 syf.··
Beğendi
·
2025 45. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 19 Ekim 2025 00:32
Bilinmeyen Adanın Öyküsü, kısa hacmine rağmen insanın varoluşsal arayışına, özgürlük tutkusuna ve hayal gücüne dair evrensel bir metin. Saramago’nun sade ama derin diliyle ördüğü bu öykü, okuru hem düşünmeye hem de kendi “adasını” aramaya teşvik ediyor. “Her insanın içinde keşfedilmemiş bir ada vardır; önemli olan, o adaya doğru yelken açacak cesareti bulmaktır.”
Edebiyat
Bilinmeyen Adanın ÖyküsüJosé Saramago · Kırmızıkedi Yayınevi · 200927bin okunma